29 Haziran 2022 Çarşamba

Western States 100 Yarış Sonrası - Aytuğ ile Değerlendirme

25 Haziran 2022'de yapılan 100 millik Western States Endurance Run (WSER) yarışında kardeşim Aytuğ Çelikbaş da koştu. 1970'lerden beri yapılan, Kuzey Amerika'nın en eski ve tanınmış ultralarından biri olan bu yarışta koşacak ilk Türk olduğu için yarış öncesinde hem yarış hakkında bilgi veren hem de hedeflerini içeren bir sohbet yapmıştık. İsteyenler burada okuyabilirŞimdi de yarış nasıl geçti, hedefler ne oranda gerçekleşti gibi konuları konuşacağız.

Evet Aytuğ, öncelikle tebrikler, yoğun geçen bir hafta sonunun ardından WSER yarışından döndün. O zaman hemen kaldığımız yerden başlayalım ve yarışın öncesinden bahsedelim. Yarış cumartesi sabahı 05:00’de başlıyordu. Sen yolculuk planlamanı biraz anlatarak başlayabilirsin. 

Evet, daha önce bahsettiğimiz gibi parkur Olympic Valley’den başlayıp Auburn’de bitiyor. Dolayısıyla konaklama planımı yarış öncesinde Olympic Valley'de, yarış bittikten sonra da Auburn'de olacak şekilde yaptım. Özellikle Olympic Valley'de yer bulmak oldukça zor, ben Şubat ayında rezervasyonlarımı yaptığım için şanslıydım. Ulaşım planımı da yarıştan 2 gün önce Amerika'da olacak şekilde yaptım, dolayısıyla çarşamba günü öğlen Sacramento'daydım. Auburn'e ulaşmanın bir kaç yolu var, San Francisco, Reno ve Sacramento havalimanları kullanılabilir ama hepsinde mutlaka başka ulaşım araçları veya aktarmalar yapılması gerekiyor.

Sacramento'ya ulaştıktan sonra benden önce Kanada'dan gelen diğer arkadaşlarımla buluştum. İlk önce beraber yarışın bittiği Auburn'deki Placer Lisesi'nin atletizm pistine gidip birkaç hatıra fotoğrafı çektirdik. Daha sonra finiş noktasına çok yakın olan, aynı zamanda yarışın sponsorlarından biri de olan Aid Station koşu mağazasına gittik. Bu mağaza WSER koşucularının buluşma noktası. Yarış öncesi bazı etkinlikler yapılıyor, o gün de canlı podcast yayını vardı.

Ardından sadece Amerika dışından gelen koşucular için özel düzenlenen yemeğe katıldık. Burada yarış direktöründen, daha önce yarışı defalarca bitirmiş veteranlara ve yarışı kazanan koşuculara kadar birçok kişiyi görmek mümkün oldu. Akşam saatlerinde de Auburn'den karayolu ile 1,5 saat uzaklıkta bulunan Olympic Valley'deki oteldeydim.

10 Haziran 2022 Cuma

Western States 100'e Doğru - Aytuğ ile Sohbet

Western States Endurance Run veya diğer adıyla Western States 100, Kuzey Amerika’nın en tanınmış 100 mil patika yarışlarının başında geliyor. 1977'den beri resmi olarak düzenlenen yarış bu sene 25 Haziran'da ve ilk kez Türkiye’den biri koşacak. Bu kişi Aytuğ Çelikbaş ve kendisi aynı zamanda kardeşim olduğu için ileride bu yarışa katılacaklara ışık tutabilmesi adına kısa bir sohbet yaptık.




15 Aralık 2021 Çarşamba

2021 Barcelona 24 Saat Yarış Raporu

11-12 Aralık 2021'de Barcelona'da Can Drago Atletizm pistinde 24 saatlik bir pist yarışı koştum. Bu yarışı dört yıl önce de koşmuştum. Neden 24 saat yarışı, neden pist, neden bu yarış gibi bazı temel soruların cevaplarını o yarışın raporunda vermiştim. Burada tekrara girmemek adına bu konuları atlayacağım için isterseniz o yılın raporunu burada okuyabilirsiniz

Yarış Öncesi ve Hedefler

Bu yıl yarış öncesi temel hedeflerim üç taneydi. En iyi 24 saat derecemi geliştirmek (225.9 km), 24 Saat Türkiye rekorunu geliştirmek (225.9 km) ve Spartathlon için kuraya girmeden otomatik katılım hakkı elde etmek (225 km).  Dolayısı ile bütün yumurtalar tek bir sepete eklenmiş gibiydi ve buradan başarıyla dönmek için 226 km'nin üzerinde koşmaktan başka bir şansım yoktu. (Not: 2017 raporunu okuyanlar Spartathlon otomatik katılım kriterinin 216 km olduğunu göreceklerdir. Birkaç sene önce bu kriter 216'dan 225 km'ye yükseltildi). 


21 Haziran 2021 Pazartesi

Salomon S-LAB Phantasm İncelemesi

2020 her açıdan ilginç bir seneydi. Pandemi hayatın her alanını etkilediği gibi koşu sporunu ve koşucuları da etkiledi. Patika ultralarındaki sayısız başarıları ile tanıdığımız Kilian Jornet de bu dönemi fırsat bilerek yol koşularına odaklandı. Kilian 10 km'yi 30 dakika altında koştuktan sonra bir de sakatlık sebebiyle erken bırakmak zorunda kaldığı pistte 24 saat denemesi yaptı. İşte Salomon S-LAB Phantasm, Kilian'ın yol koşuları için tasarlanmış bir model. 

Kilian Jornet


21 Mayıs 2021 Cuma

Salomon Sonic 4 İncelemesi

Salomon'un yol koşuları için ürettiği Sonic serisi ilk olarak 2018'de tanıtılmıştı. 2019 ve 2020'de serinin ikinci ve üçüncü versiyonları çıktıktan sonra 2021 Mart ayı itibari ile Sonic 4 versiyonu geldi. Ben de bu seriyi ilk çıktığından itibaren yoğun şekilde kullanan biri olarak yorumlarımı paylaşmaya değer buldum.  

Başlamadan önce bir hatırlatma yapmamda fayda var. Uzun yıllardır Salomon Türkiye sporcusuyum, bu ayakkabıyı kendim almadım ancak aşağıdaki tüm yorumlar kendi deneyimlerim ışığında benim tarafımdan yazıldı. Herkesin koşu geçmişinin, vücut yapısının, tercihlerinin ve koşu formunun farklı olabileceğini de akılda tutarak okursanız daha sağlıklı bir fikir edinebilirsiniz. 

Sonic serisinin tarihine kısaca bakarsak, 2018'de çıkan ilk versiyonda bazı problemler vardı. Özellikle kullanılan malzeme dolayısı ile ayakkabı biraz ağırdı, sürtünmeye bağlı tahriş yaratabiliyordu ve özellikle sıcak havalarda yeterince hava almıyordu. İkinci versiyondan itibaren bence sorunların hemen hepsi çözüldü. Sonic 2 ve Sonic 3 ile binlerce kilometre koştum. İki kere Spartathlon ve iki defa 150-160 km'lik yarışlar koşmanın dışında çoğu antrenmanda olmak üzere onlarca defa maraton ve üstü mesafeler yaptım. Sonic 4 ile de son aylarda 1000 km'nin üzerinde mesafe yapmışımdır. Dolayısı ile bu ayakkabıları yeterli şekilde inceleyebilecek kadar çok test ettiğimi düşünüyorum. 



26 Kasım 2020 Perşembe

Kilian Jornet 24 Saat Rekor Denemesi

Kilian Jornet 27 Kasım Cuma günü Türkiye saati ile 12:30'da pistte 24 saat rekor denemesi yapacak. 
Bu deneme Salomon tarafından yayınlanacak ve bu adresten canlı olarak izlenebilecek. Patika ultramaratonların efsane ismini bir başka efsane olan Yiannis Kouros'un rekorunu denerken görmek çok heyecan verici. İşte bu denemeyi biraz daha farklı bir gözle izleyebilmeniz düşüncesi ile bir değerlendirme yazısı yazmaya karar verdim. Umarım işinize yarar. 

Öncelikle ultramaraton dünyasında kırılması en zor görülen rekorlardan birçoğunun Yiannis Kouros'a ait olduğunu söylemek gerek. Bu sadece benim yorumum değil, bu sporun içinde olan ve biraz derine inip inceleyen hemen herkes bu konuda hem fikir. Bunlardan özellikle 24 Saat, 48 saat ve Spartathlon rekorları uzun yıllardır "dokunulamaz, kırılamaz, kırılması dahi düşünülemez" mertebesine gelmiş rekorlar. Bunun sebebi de aradan geçen 20-30 yılda bu rekorların defalarca denenmiş ama henüz yaklaşılamamış olması. İşte Kilian'ın 24 saat denemesi bu açıdan çok önemli. Bu rekoru kırmayı deneyeceğini net olarak söyleyen belki de ilk kişi.

Kouros hakkında yıllar önce burada okuyabileceğiniz oldukça detaylı bir yazı yazmıştım, o yüzden bu yazıyı çok uzatmamak için çok fazla detaya girmeyeceğim. Ama şu kadarını söyleyeyim, eğer ultra mesafelere ilgi duyuyorsanız, hatta genel olarak spor tarihi ve atletizm rekorları ilgi alanıza giriyorsa Yiannis Kouros mutlaka ama mutlaka incelemeniz gereken bir isim. 



12 Ekim 2020 Pazartesi

Salomon Cappadocia Ultra Trail - BREAKINGFIVE Röportajı

Bildiğiniz gibi bu yıl COVID-19 sebebiyle ülkenin en büyük spor organizasyonlarından biri olan Salomon Cappadocia Ultra Trail® koşulamayacak. Fakat 17 Ekim Cumartesi günü yarış parkurunda heyecan verici başka bir proje olacak.

Salomon Türkiye Koşu Takımı’ndan arkadaşımız Mehmet Soytürk, 63 km uzunluğundaki ve 2030 metre yükseklik kazanımlı orta mesafe parkurunda zamana karşı bir meydan okumayı deneyecek. BREAKINGFIVE adındaki projede Mehmet bu parkuru 5 saatin altında koşan ilk kişi olmaya çalışacak. Parkur yarış günündeki gibi işaretlenecek ve yarıştaki istasyonlar her zamanki yerlerinde kurulacak. 

2014’den beri koşulan bu parkuru şu ana kadar sadece üç kişi 5:30 altında koşabildi ve parkur rekoru 5:05 ile Almanya’dan Moritz Auf Der Heide’ye ait. Ben de parkuru çeşitli kereler kamplarda, antrenmanlarda ve yarışlarda koşmuş biri olarak Mehmet’e aklımdaki bazı soruları sordum.


28 Mayıs 2020 Perşembe

19 Mayıs'ta Koşu Bandında 19 Saat 19 Dakika

19 Mayıs 1919’un 101. yılı anısına yapılacak 19 Mayıs Koşusu organizasyonunu ilk olarak  20 gün önce duymuştum. Macera Akademisi öncülüğünde Gençlik ve Spor Bakanlığı'ndan Atletizm Federasyonu'na kadar birçok kurum ve kuruluşun destek verdiği projeye göre bir kişi koşu bandı üzerinde 19 saat 19 dakika koşarken, Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde organizasyona katılmak isteyenler Zoom uygulaması aracılığı ile tercihlerine göre 19 dakika, 1.9 km, 19 km gibi çeşitli süre ve mesafelerde koşarak bayrak yarışına katılabileceklerdi.

İlk duyduğumda proje beni çok heyecanlandırmış olsa da özellikle zamanlama itibari ile bu görevi hakkıyla yapabileceğimden kuşkuluydum. Daha önce 15-20 saatten uzun birçok koşu yapmıştım ama her zaman açık havada koşmayı tercih eden biri olarak koşu bandı üzerinde yaptığım en uzun koşum sadece 1 saat 35 dakika uzunluğundaydı. Üstelik koronavirüs kaynaklı yasaklar ve kısıtlamalar sebebiyle tüm sporcular gibi ben de son 2.5 aydır düzenli antrenman yapamamıştım. Böyle bir organizasyon için 2-3 ay önceden hazırlanmaya başlayarak koşu bandı üzerinde en azından birkaç tane 4-5 saatlik antrenman yapabilmek iyi olurdu diye düşünüyordum.

Aradan geçen birkaç gün içinde bu konuları tekrar düşünüp irdeleme fırsatım oldu. Son birkaç aydır hayatımızı değiştiren süreç sebebiyle toplumun her kesiminde olduğu gibi koşanlar arasında da olumsuz bir hava hakimdi. Hazırlanılan yarışların iptal olması, toplu antrenmanlarının yapılamaması ve yasaklar sebebiyle alışık olduğumuz şekilde koşamamak ister istemez hepimizi negatif bir ruh haline sokmuştu. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı gibi anlamlı bir günde yapılacak böyle bir organizasyonun normale dönüş yönünde bir nebze de olsa umut verebileceği  açıktı. Şartların sadece benim için değil kimse için ideal olmadığını düşündüm. Aslında çoğu zaman şartların ideal olmasını beklemenin mümkün olmadığını kendime hatırlattım ve kafamdaki soru işaretlerine rağmen teklifi kabul ettim. Bundan sonra önemli olan kalan zamanda kendimi bu mücadeleye olabildiğince hazırlamak ve elimden geleni yaparak bu anlamlı organizasyonun bir parçası olabilmekti.

6 Kasım 2019 Çarşamba

2019 Spartathlon Race Report: Today We Die A Little!

The starting line of the marathon race at the 1952 Helsinki Olympics… British athlete Jim Peters, the world record holder, is the favorite to win the race. While Peters is warming up, a skinny, balding runner comes up to him and introduces himself as Emil Zátopek. Peters, of course, knows about Zátopek but this is the first time they meet in person. Having already won the 5,000 and 10,000 meters in Helsinki, the Czech runner is one of the greatest distance runners in the world.

An hour after the start, Zátopek catches up with Peters who has been running in the lead from the start. “Jim, do you think the pace is too fast?” he asks. “No, not fast enough.” replies Peters. He would later explain that the pace was indeed fast and he only said it to mess with Zátopek. But Zátopek, who is running his first marathon, takes him seriously and starts to push the pace. In the end, Peters falls back and Zátopek wins the race becoming the first person in history to win the 5,000, 10,000 and marathon distance races at the same Olympics– a feat that has never been repeated since.

In his biography about Zátopek titled Today We Die A Little!, Richard Askwith recounts the following story: It’s four years later and Zátopek is about to run the marathon at the 1956 Melbourne Olympics. He’s now older and hasn't fully recovered from a groin hernia operation. The race is about to start at 3 pm with temperatures over 30 degrees celcius. As the athletes are putting vaseline on their shoulders to block the sun, Zátopek already knows that this will be a painful race. He turns to his competitors and says: “Men, today we die a little!”.
Sparta Photography Club

2019 Spartathlon Yarış Raporu

1952, Helsinki Olimpiyatları, maraton startı. Bir süre önce dünya rekorunu kırmış olan yarışın favorisi İngiliz Jim Peters start noktasında yerini alır. Yanına saçları dökülmeye başlamış sıska bir adam yaklaşır ve elini uzatıp "Merhaba, ben Zatopek" der. Peters tabii ki dönemin en büyük mesafe koşucularından olan ve Helsinki'de birkaç gün önce 5000 ve 10000 metreyi kazanan Emil Zatopek'i bilmektedir ama kişisel olarak ilk kez tanışmaktadırlar.

Yarış başlar ve yaklaşık bir saat sonra yarı maraton noktasına yaklaşırken, yarışı baştan beri lider götüren Peters arkasından yetişen birini duyar. Yanında koşmaya başlayan Zatopek, "Sence fazla mı hızlı gidiyoruz?" diye sorar. "Hayır, yeterince hızlı değil" diye cevap veren Peters daha sonra bunu söylerken ciddi olmadığını açıklayacaktır. Ama hayatında ilk kez maraton mesafesini koşan Zatopek, Peters'in cevabını ciddiye alarak hızlanmaya başar. Yarışı bitirip en yakın rakibinin 2 dakika önde finişi geçtiğinde aynı Olimpiyat oyunlarında 5000, 10000 ve Maraton mesafesinin üçünü birden kazanan tarihteki ilk ve tek atlet olacak ve bu başarı günümüze kadar bir daha tekrarlanamayacaktır.

Richard Askwith kaleme aldığı Zatopek'in hayat öyküsü "Today We Die A Little!"da kitaba ismini veren hikâyeyi de şöyle anlatır. Zatopek, Helsinki'den dört sene sonra 1956 Melbourne Olimpiyatları'na katıldığında artık yaşlanmış ve eski formundan çok uzaktadır. Üstelik kısa süre önce geçirdiği kasık fıtığı ameliyatından sonra henüz toparlanamamıştır. Saat 15:00'de ve 30 derecenin üstündeki sıcaklıkta koşulacak maratonda atletler güneşten korunmak için omuzlarına vazelin sürerlerken, Zatopek bunun herkes için son derece acı veren bir yarış olacağının farkındadır. Start noktasında yerini almış olan rakiplerine döner ve o ünlü sözü söyler: "Arkadaşlar, bugün biraz öleceğiz!”.


Sparta Photography Club