23 Eylül 2015 Çarşamba

Spartathlon 2015'e Doğru

Bu yıl Spartathlon 33. kez düzenleniyor. Geçen sene olduğu gibi 25 Eylül sabahı saat 07:00'de Atina'da Acropolis önünden start alarak 246 km uzaklıktaki Sparta meydanındaki Kral Leonidas heykeline 36 saatlik limit içinde dokunarak yarışı tamamlamaya çalışacağım.

Bu yıl ilk kez yarışın 2 HD kamera ve mümkün olan yerlerde havadan çekim yapan drone ile internetten canlı yayınlanacağı açıklandı. Yayın Spartathlon resmi sitesinden Cuma sabahı 07:00'de başlayıp 36 saatlik zaman limiti sonu olan Cumartesi 19:00'a kadar devam edecek. Genelde bu tip internet yayınları çok sağlıklı olmaz, bu yıl ilk kez uygulanacağını düşününce ne kadar sağlıklı olacağı bilinmez ama Cuma ve Cumartesi günleri vakti ve ilgisi olanlar için denemeye değer. Gelecekte bu tip yayınların birçok yarışta yaygınlaşacağı kesin. Bunun dışında yarışın medya sponsoru advendure.com CoveritLive'ın yanısıra FB ve Twitter güncellemeleri ile yarışı takip edecek. Ayrıca resmi sitedeki LIVE DATA bölümünde çip kontrol noktası olan 7-8 noktada güncelleme olacak. (İlgilenenler için numaram 233).




Canlı yayın doğal olarak ön gruptaki koşuculara odaklanacaktır. Bu nedenle canlı takip etmek isteyenlerin ilgisini çekebilecek birkaç not olarak öncelikle favorilerle ilgili biraz bilgi verebilirim. Spartathlon 1983'den beri olimpik ruhla organize edilen bir yarış ve organizasyon komitesi bu ruhu korumak için büyük bir çaba gösteriyor. Her ne kadar katılımcıların büyük bölümünün amacı zaman limiti içinde bitirmek olsa da sonuçta bu bir yarış. Ve her sene olduğu gibi yol ultralarının ve zamana karşı yarışların en iddialı isimleri en iyi zamanlarını yapmak istiyorlar. İşte bu seneki favoriler:

Kadınlar:

Bu yıl kadınlar yarışı "kağıt üzerinde" Spartathlon tarihinin en çekişmeli kadınlar yarışı olmaya aday. Son 4 yılda üç kez birinci olan Lubics ve Amerikalılar arasında ilginç bir yarış olacak. Amerikalılar bu sene Spartathlon'a yaklaşık 25 kişi ile geliyor ama özellikle kadın koşucuları son derece güçlü. Nisan ayında Torino'da düzenlenen IAU 24 Saat Dünya Şampiyonası'nda birinci olan Amerikan kadın ultramaraton takımının tüm üyeleri burada. İşte favoriler:

Szilvia Lubics - Macaristan
2011, 2013 ve 2014'ün Spartathlon kadınlar birincisi. Geçen sene Elizabeth Hawker'ın rekorunu kırdı ve yarışın 32 yıllık tarihinde 27 saat altında bitiren ilk kadın oldu (26:53). Bu sene çok güçlü rakipleri olacak ama tecrübesi ve son yıllardaki başarısı ile en büyük favori.


Katalin Nagy - Amerika
Macar asıllı Amerikalı. Geçen yıl ilk kez koştuğu Spartathlon'da kadınlar ikincisi oldu. Bu yıl Torino'da düzenlenen 24 Saat Dünya Şampiyonası'nda 244.5 km koşarak dünya şampiyonu oldu. Geçen yılın tecrübesi ve bu yılki üstün formu ile kağıt üzerinde Lubics'in en büyük rakibi.



Traci Falbo - Amerika
Bu yılki 24 Saat Dünya Şampiyonası'nda Nagy'nin ardından dünya ikincisi  oldu. Aynı zamanda 48 saat içinde 390km'nin üzerinde koşabiliyor ve bu alanda Dünya Salon rekortmeni. İddialı bir isim ve tek handikapı bunun ilk Spartathlon'u olması.

Leoni Van Den Haak - Hollanda
2012 Spartathlon ikincisi. O yıl çok sıcak bir havada Spartathlon tarihinin en hızlı kadın zamanını koşan Elizabeth Hawker'ın ardından ikinci olmuştu. Bu yıl amacı bir basamak daha yukarı çıkmak.

Connie Gardner - Amerika
Yarıştaki en tecrübeli Amerikan koşucu. Yol yarışlarından patika ultralarına kadar sayısız birinciliği ve 2012'de 24 saatte koştuğu 240km'si var. 51 yaşında olması ve artık biraz yavaşlamaya başlaması tek handikapı. Diğer favoriler sorun yaşarsa tecrübesi ile ilk üçü zorlayabilir.

Alyson Venti - Amerika
14:42 ile Amerika'da koşulan en hızlı üçüncü 100 mil zamanını yapmış bir isim. 2014 Badwater Kadınlar şampiyonu. Yıllarca Florida'da yaşadığı için sıcak ve nemli Spartathlon havası en sevdiği yarış şartları. Bu yılki 24 Saat Dünya şampiyonasında kötü bir yarış koştu ve ilk kez Spartathlon koşacak olması bir dezavantaj. Yine de iyi gününde ilk üçe girmesi sürpriz olmaz.

Annika Nilrud - İsveç: 24 Saat Dünya üçüncüsü. İyi bir yarış koşarsa sürpriz bir isim olabilir.

Erkekler 

Erkekler yarışı da bu yıl çok ilginç ve çekişmeli geçmeye aday. Son yılların Spartathlon şampiyonları ve 24 Saat Dünya Şampiyonları bir kez daha Atina'da olacak.

Ivan Cudin - İtalya
2010, 2011 ve 2014'de Spartathlon birincisi. Geçen sene 22:29 koşarak soyadı Kouros olmayanlar arasında tarihin en hızlı ikinci Spartathlon zamanını yaptı. 32 yılda koşulan en hızlı 10 zamandan üçü de Cudin'e ait. En büyük özelliği tüm yarışı baştan sona gülümseyerek koşması (23 saat altında koşsanız belki siz de devamlı gülümserdiniz!). Her sene startta en arkaya giderek sonuncu sıradan başlaması ve ilk 80 km içinde yavaş yavaş ilerleyip ilk sıraya yerleşmesi en sıradışı özelliklerinden biri. Bu yıl Torino'daki 24 saat Dünya Şampiyonasında sakatlığı yüzünden "jog atarak" 211 km koştu. Eğer sakatlığı geçtiyse ve formdaysa Leonidas'ın ayağına ilk dokunacak kişi olmak için her zaman en büyük favori.

Ivan Cudin
Florian Reus - Almanya
2013 ve 2014'de Spartathlon ikincisi. Aynı zamanda bu yıl 24 Saat Dünya Şampiyonası'nda 263 km ile dünya şampiyonu olarak çok formda olduğunu kanıtladı. Spartathlon tecrübesi var, formda ve birincilik için çok aç. En büyük amacının Spartathlon'u kazanmak olduğunu açıkça söylüyor. Cudin eğer sağlık ve form düzeyi olarak 100% değilse hayal ettiği birinciliğin en büyük adayı.

Florian Reus
Jan Alber Lantink - Hollanda
Yarıştaki en ilginç isimlerden biri. Lantink, 2010 yılında 52 yaşındayken 23:31 gibi inanılmaz bir sürede koşarak ikinci olmuştu. Bu yıl 57 yaşında ama birkaç ay önce 221km'lik Ultrabalaton'u 18:37'de koşarak parkur rekoru kırdı ve çok hazır olduğunu kanıtladı. Şimdiye dek Spartathlon'u kazanan en yaşlı koşucunun 39 yaşında olduğunu düşününce kağıt üstünde şansı az ama sonuç ne olursa olsun Lantink yıllara meydan okuyarak gönüllerin şampiyonu olmaya aday.

Lantink
Joao Oliveira - Portekiz
2013 Spartathlon birincisi. Geçen sene de katıldı ama istediği gibi bir yarış çıkaramayınca ancak 30:52'de tamamladı. Bu yıl içinde katıldığı yarışlarda eski formuna yaklaşmış gözüküyor. Eğer 2013'tekine benzer bir yarış çıkarırsa ilk üçe girmesi sürpriz olmaz.

Michael Wardian - Amerika
Kadınların aksine yarışta ilk 5'e girme ihtimali olabilecek belki tek Amerikalı. 5K'dan 100 mile kadar her mesafeyi koşup hepsinde de ön sıralarda yer alabilmesi ile tanınıyor. 50K Dünya Treadmill rekoru sahibi olmasının yanı sıra geçmişte süper kahraman kostümü ile en hızlı maraton, aynı gün içinde 2 tane sub 3 maraton ve bebek arabası iterek en hızlı maraton gibi birçok ilginç Guiness rekoru kırmışlığı var. Hemen her hafta bir (bazen haftada iki) yarış koşması da cabası. En sevdiği mesafelerin 50K ile 100K arası olması sebebiyle ilk 100-150k içinde ön gruba yakın gitmesi sürpriz olmaz ama belirleyici bölüm geri kalan 100 km olacak. İlk kez koşacağı yarışta bu mesafenin uzmanı olan rakipleri zorlayabilirse kendisi açısından önemli başarı olur.


Kim Hansen - Danimarka
257 km ile bu yıl 24 Saat Dünya Şampiyonası beşincisi. İlk Spartathlon'u. Kapalı kutu.

Pat Robbins - İngiltere: Bu yıl 24 saat dünya şampiyonasında 256.8 km ile dünya altıncısı oldu. 2013'de Spartathlon koşmuş ve 28 saatte bitirerek 8. olmuştu. .

Marco Bonfiglio - İtalya: Geçen senenin Spartathlon dördüncüsü. Bu yılın başında Amerika'da 100 mili 13 saatte koştu ve geçen ay Berlin 100 mil yarışını 13:40 ile kazandı. Formda ve deneyimli. Bu yıl podyum için mücadele edecek.

Dan Lawson - İngiltere
145 millik Grand Union Canal yarışında bu yıl müthiş bir parkur rekoru kırdı. Pek duyulmamış bir isim olsa da birkaç ay önce hakkında uzun bir podcast dinledim. Tecrübesizliğinin kurbanı olmaz ve kendi yarışını koşarsa ilk 5 için sürpriz adayım.

***

Öte yandan benim belki de daha çok ilgimi çeken bölüm yarıştaki bazı efsaneler. İlk kez 1992'de Spartathlon'u bitiren Alman Hubert Karl bu yıl tam 19. kez finiş görmek için ter dökerken Macar Low onun hemen ensesinde. Bunlar belki az kişinin duyduğu isimler olsa da süreklilik konusunda destan yazmaya devam eden isimler.
  • Hubert Karl, Germany, 18 kez finiş / Spartathlon rekoru
  • Andras Low, Hungary - 17 kez 
  • Marios Fournaris, Greece - 14 kez 
  • Markus Thalmann, Austria - 14 kez 
  • Gilles Pallaruelo, France - 13 kez 
  • Eiolf Eivindsen, Norway - 11 kez 
  • Evangelos Apollonios Gogos, Greece - 11 kez 
  • Zbigniew Malinowski, Poland - 11 kez 
  • Ari Mustala, Finland - 11 kez 
Yarışı ara vermeden üst üste en çok bitirebilme rekoru ise 2000 yılından itibaren her sene bitirmeyi başaran ve bu yıl 16. kez üst üste bitirmeyi hedefleyen Macar Andras Low'da. Yukarıdaki listede 13 finişle gördüğünüz Gilles Pallaruelo ise son iki yıldır henüz 20'li yaşlarının başında olan oğlu ile yarışı koşuyor ve birlikte bitiriyorlar. Bu yıl baba oğul yine parkurda olacaklar.

Geçmişten bugüne birkaç istatistik bilgisi
En hızlı 10 zaman. Tüm grafikler için kaynak spartathlon.com

Erkekler - En iyi Ülke Zamanları

Kadınlar - En İyi Ülke Zamanları 
Yaş grubu rekorları.  
32 yılın toplamında Erkekler ve Kadınlar için sürelere göre bitirme oranları
Merak edenler için kısaca kendi durumumdan bahsedeyim. Bütün bir yıl neden tekrar katıldığımı soranlar oldu. Açıkçası ben de kendime bunu sordum, çünkü bunun cevabını netleştiremezsem yarışın içinde olması gerekenden daha büyük zihinsel sorunlar yaşayacağımı biliyordum. Bu yıl birçok anlamda daha zor olacağını bilerek her türlü sonucu düşünecek vaktim oldu.

Cevabı birkaç maddede saklı:

Eğer bir yarışı bitirdiğinizde hissettiğiniz tatmin duygusunun ve uzun vadede size kattıklarının toplamı, yarış öncesinde, esnasında ve sonrasında çektiğiniz sıkıntılardan daha büyükse gider o yarışı bir daha koşarsınız. Eğer degilse o zaman bunun acı çekmek için yapılan bir iş olduğundan bahsedilebilir. Ama koşmayanların sandığının aksine hiçbirimiz kendimize özellikle acı çektirmek için bunu yapmıyoruz. Bitirdiğimizde bize kattığı şeyler çektiğimiz sıkıntıların önüne geçtiği için yapıyoruz. Benim için de bu durum aynen geçerli. Hazırlığı, yarışın kendisi ve yarıştan sonra toparlanması pek kolay olmuyor ama bir yarış 5 ay sonra bile aklınıza geldiğinde midenizde kelebekler uçuşuyorsa, sonuç ne olursa olsun tüm bu çabaya değdiğini anlamak zor olmuyor.

İkinci sebep ise bunun sonuç ne olursa olsun beni kendimle yüzleştiren bir yarış olması. Benim kapasitemde biri için bu yarışı tamamlayabilmek için çok iyi bir hazırlık dönemi geçirmem, başarılı bir planlama yapmam, yarışta birçok şeyi doğru olarak uygulamam ve kaçınılmaz olarak yapacağım yanlışları da çok kısa süre içinde düzeltmem gerekiyor. Kötü bir yarış çıkarıp yine de bitirebileceğim bir yarış değil, mesafe ve zaman limiti buna izin vermiyor. Beni fiziksel ve zihinsel olarak limitlerime götürmesi de cabası. Dolayısı ile beni cezbeden kısım bu yarışa yıllardır katılmaya devam edenlerle aynı. Yani "Kaç saatte bitiririm?" sorusundan ziyade "Bitirebilecek miyim?" sorusu.

Bu aslında biraz basketbol oynadığım dönemde hissettiklerime benziyor. Kendimizden güçsüz bir takıma gidip 30 sayı fark attığımız maçlar vardı ama bunları neredeyse hiç hatırlamıyorum. Fakat kağıt üzerinde kazanmamızın neredeyse imkansız göründüğü ama doğru bir takım oyunu ve limitlerimize kadar mücadele ederek kazandığımız bazı maçlar da vardı ki işte onların çoğunu hâlâ pozisyon pozisyon hatırlayabiliyorum. Koşu da bu anlamda çok benzer. Mantıklı ama zor hedefler belirlemek ve bunları başarmak adına uğraşmak insana çok şey öğretiyor ve bu deneyimler uzun süre hatırlanıyor. Yani elinizden geleni yapıp bitirirseniz gerçekten sizi tatmin edecek ve uzun süre hatırlayacağınız ama tüm çabaya rağmen başaramazsınız o zaman da rakibin gücünü takdir edip elini sıkarak tebrik edeceğiniz yarışlar. Bu benim için tam da böyle bir yarış.

Yarıştaki aile ortamı, onlarca farklı ülkeden gelen koşucuların 6 gün boyunca bir olimpiyat köyündeki gibi aynı otellerde kalıp aynı masalarda yemek yemesi, ortak hedef için omuz omuza vermesi ve koşucular arasındaki büyük saygı bu yarışı bence özel yapan yanlardan bir diğeri. Organizasyon komitesinin değişen zamana rağmen yarışın köklerine sadık kalması için gösterdiği çaba da aynı şekilde.

Son olarak Aladağlar'daki olaydan sonra fiziksel durumumu merak edenler olduğu için kısa bir not: Hiçbir yarışa 100% hazır ve sorunsuz gidemezsiniz, ya fiziksel bir sorun  ya da koşu dışındaki hayatınızda bazı problemler olabilir. Benim düşüncem eğer start noktasına gidebilecek durumdaysam bitirebilecek durumda olmalı ve bahane üretmemeliyim. Start noktasına gidebilecek kadar iyi durumda olduğumu düşünüyorum ve Cuma sabahı 07:00 itibari ile bitirebileceğime 110% inanarak başlayacağım. Amacım yarışı zaman limiti içinde tamamlamak. Eğer son 6-7 saat içinde işler çok kötü değilse, o zaman geçen seneki zamandan daha hızlı bitirmeyi ekstra bir motivasyon olarak kullanacağımdan eminim. Ama yarışa bunu düşünerek başlamayacağim.

Bu yıl geçen seneki ekipten Suna ve Aytuğ yine izin verilen istasyonlarda bana destek olacaklar. Geçen yıldan Alessia'nın yerine Aytuğ'un eşi Melike ekibi tamamlayacak. Bu hiç kolay bir iş değil ama sanırım geçen senenin tecrübesi ile daha rahat olacaklardır. Ayrıca aynı geçen sene olduğu gibi ekipteki herkesin çocuk sahibi olması benim için bir şans. Ne de olsa 15-20 saatten sonra büyük ihtimalle 5 yaşındaki huysuz, şımarık, söz dinlemeyen ve verilen hiçbir şeyi yemek istemeyen bir çocuktan farkım kalmayacak! Bu durumlarda nasıl davranacağını bilen, sabırlı ve tecrübeli bir grup büyük şans olacak.

Herkese iyi bayramlar.

Geçen seneki ekip: Pavlos, Suna, Alessia, Aytug


6 yorum:

  1. Spartathlon!da Başarılar diliyorum.Yeni yarışın hikayesini merakla bekliyoruz.Seni seviyor ve takip ediyoruz..

    YanıtlayınSil
  2. Sevgili Aykut, sağlıklı bir şekilde finişi görmeni dilerim. Başarılar!

    YanıtlayınSil
  3. YİNE,YENİ,YENİDEN..Takipteyiz 233 numara,kalbimizdesin,beynimizdesin ve 30 saatin altında bitireceğine inanıyorum.BAŞARILAR...

    YanıtlayınSil
  4. Başaracağından ve geçen seneden daha iyi koşacağından hiç şüphem yok dostum. Şans hep senle olsun.

    YanıtlayınSil
  5. o basket takımlarında olmaktan gurur duyuyorum :)

    YanıtlayınSil