18 Temmuz 2013 Perşembe

DASK ADAM 2013 Yarış Raporu

Bir maraton koşmadan önce öncekini unutmuş olman gerekir”. Uzun mesafe koşmaya başladıktan sonra ilk duyduğum sözlerden biri buydu. Ne var ki bunu uygulamak her zaman mümkün değil. 4 Temmuz Perşembe günü DASK ADAM (Anadolu Dağ Aşma Maratonu) organizasyonuna katılmak için Bolu’ya doğru giderken henüz birkaç gün önce koştuğumuz Lavaredo Ultra Trail henüz çok tazeydi ve gözümü kapattığımda Tre Cime’yi görmeye devam ediyordum.

Yarış hakkında daha fazla bilgiyi geçen seneki raporumda bulabilirsiniz ama bu organiasyona aşina olmayanlar için kısaca özetlemek gerekirse, iki kişilik takımlar halinde katıldığınız bu yarışmada 2 gün boyunca çadırdan mata, uyku tulumundan ilk yardım setine, tüm yiyecek ve giyecek malzemenize kadar her şeyi sırtınızda taşıyor ve size verilen harita üzerindeki kontrol noktalarına kendi belirleyeceğiniz rotadan giderek en hızlı şekilde ulaşmaya çalışıyorsunuz. İlk gün sonunda ara kampa ulaşıyor, burada taşıdğınız çadırı kurup geceyi geçirdikten sonra ertesi sabah verilen yeni harita ile tekrar yola çıkıyorsunuz. Kontrol noktalarında su da dahil olmak üzere herhangi bir yiyecek içecek takviyesi bulunmuyor. Sadece ilk gün sonunda geceyi geçireceğiniz ara kampta organizasyon tarafından yakılan ateş ve ibriklerden doldurabileceğiniz sıcak sudan faydalanabilirsiniz. Farklı zamanlarda başlayan takımlar arazide kendi belirledikleri yollardan gittikleri için çoğu zaman saatlerce takım arkadaşınızdan başka kimseyi görmeden yol alıyorsunuz.  


14.sü duzenlenen organizasyonda uzunluk ve zorluk derecelerine göre kısa, orta, uzun ve ultra adı altında dört farklı kategori bulunuyor.  Bu sene tüm kategorilerde 71 takım ve 142 sporcu bulunuyordu. Biz de geçen sene olduğu gibi Caner Odabaşoğlu ile iki günlük uzunluğu yaklaşık 90km ve +4000m tırmanış olarak öngörülen ultra parkura katılmaya karar vermiştik. Aslında bu sıkışık takvime geçen seneden biraz hazırlıklıydık çünkü geçen yıl da benzer şekilde Run Fire Cappadocia’dan döndükten 4 gün sonra DASK ADAM 2012 Ultra Parkur için yola çıkmıştık.   

Bu yarışa iki kişilik takım olarak katılmanın avantajlarından biri de ekip arkadaşına karşı getirdiği sorumluluk duygusu. Başka bir yarışta son anda katılıp katılmama konusunda karar değiştirebilirsiniz ama böyle bir takım yarışında ciddi bir sakatlık veya mani olmadığı sürece, “yorgunum, canım istemiyor” gibi bahanelerin bir geçerliliği yoktu, böylece kafamızı karıştıracak düşüncelerden büyük ölçüde arınmış olduk. Denklem gayet basitti, kayıt olmuştuk ve gidip koşacaktık. Türkiye'ye döndüğümüz Pazartesi gecesinden Çarşamba akşamına kadar birikmiş işlerle meşgul olduktan sonra daha tam boşaltmadığım Lavaredo bavulunun avantajı ile son gece çabucak ADAM malzemelerini hazırladım.

Bolu’nun Seben ilçesine yakın bir arazide kurulan ana kamp alanına akşamüstü sularında ulaşınca hızla kayıt işlerini hallettik. Biz koşarken Caner’in ailesi kampta kalacağı için geçen seneki iki oda bir salon 13kg’lık dev çadır yine bizimle birlikteydi. Birkaç hektarlık düz arazi bulduktan sonra çadırın kurulması 10 dakikada tamamlandı. Tanıdıklarla sohbet vs. derken gece 9’da yapılan teknik toplantıda, ultra parkurdaki kayıtlı 11 takım arasında sabah 05:20’de çıkış yapacağımızı öğrendik. Geçen sene 05:00’de çıktığımızı düşününce 20dk fazla uyuyacak olmak fena değildi. Akşamdan son çanta hazırlıklıklarını tamamladıktan sonra saati 04:20’ye kurarak uykuya daldım. Tahminimden soğuk bir gece oldu. Kalkar kalkmaz hızlı bir kahvaltı ile 05:17 gibi haritamızı almak için başlangıç noktasındaydık.

İlk günden aklımda kalanlar, çıkış ve inişlerde fena olmayan bacakların düzde koşmakta zorlanması, bir yayladan geçerken “kolay gelsin” dediğimiz teyzenin bizi durdurup elimize tutuşturduğu kendi pişirdiği simitlerin tadı, geçen sene kaçırdığımız yola çok benzer şekilde yokuş aşağı inerken sohbete dalıp arkaya doğru kıvrılan yolu kaçırarak 20dk kadar kaybetmemiz, özellikle inişlerin geçen seneye göre daha teknik ve kayalık zeminde oluşu ve 7. noktadan sonra yaklaşık 2200m'deki artalkaya’ya çıkan 1.5km’lik bayıltıcı tırmanış.

İlk günde son metreler. Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran

İlk günün sonu. Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran

İlk gün sonunda minyatür çadırın kenarında yarım saat kestirirken Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran
Günün sonunda ara kampa 3. takım olarak ulaşmıştık. 9 saatin altında bir sürede geldiğimiz için akşama kadar oldukça vaktimiz olması avantajdı. Hemen giysileri yıkayıp astık, birer çorba içip yarım saat kadar kestirdik. Ara kampta kalacağımız mini çadır boyut bakımından ana kamp çadırı ile büyük bir kontrast oluşturuyordu. Görenler bu çadıra iki kişi nasıl sığacağımız konusunda espriler yaparken gecen sene de aynı çadırda kalmış olarak hem boyuta hem de esprilere hazırlıklıydık. Bu çadır için “aslında dışardan gözüktüğü kadar küçük değil, içine bir girseniz yayla gibi” demek isterdim ama maalesef dışardan gözüktüğü kadar küçük! İlk aşama çadırı devirip, yırtmadan içine girebilmek ile başlıyor.Girer girmez hemen 6-7 saat kadar sabit kalabileceğiniz pozisyonu bulmanızda fayda var, bir daha değiştirme şansı bulamayabilirsiniz. Gece tuvalete kalkmak mı dediniz? Aklınızdan bile geçirmeyin.Tabii şunu da söylemek gerekir ki ana kamptaki dev çadırda bir gece kalıp sonra buraya geçince yaşanılan travmanın boyutu biraz daha büyük olabiliyor. Şaka bir yana omuzlarım bu çadırı seviyor. Bir şeyi 2 gün boyunca 15+ saat sırtınızda taşıyacaksanız hafif olmasında fayda var. Tabii hafifliğin getirdiği dezavantajlara da katlanmak gerek. Yılda bir gece (tercihan 8-10 saat koştuktan sonra) girip sızmakta problem görmüyorum, fazlası fazla olur!

Ara kampta bu kez getirmeyi akıl ettiğimiz sucukları kamp ateşinde pişirip bulgur pilavi, çorba, kore eriştesi ve ekmekle destekleyince beslenme ve toparlanma oldukça sağlam oldu. İkinci gün sorunsuz kalktık. İlk gün rölantide gitmenin de etkisiyle olsa gerek vücutta herhangi bir problem veya sıradışı bir yorgunluk yoktu. Gitmemiz gereken 8 noktanın ilk dört tanesi göreceli olarak hızlı geçti. İkinci noktadan hemen sonra oldukça düz olan toprak yolda koşarken bir anda kendimi yüzükoyun yerde buldum. Ayağım taşa mı yoksa batona mı takıldı hâlâ bilmiyorum ama her zaman olduğu gibi düşmenin normal karşılanabileceği sayısız yer varken yine en beklenmedik yerde düşüş gerçekleşti. Sol dize biraz hasar alsam da kalıcı bir problem olmadan ucuz atlattım.

Ara kampta çadırların arasındaki sürü Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran

Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran

Fotoğraf: Caner Odabaşoğlu
Bunun haricinde bazı noktalarda bubi tuzağı gibi otların arasından geçen ve yarım metre kalana kadar farkedilmeyen dikenli  teller vardı. 5. Noktaya gelirken bunlardan birini geç farkedince nasibimi aldım ve sol ayak bileğimin arkası derince kesildi.  Noktada hızlı bir pansuman sonrası devam ettik. 5. Nokta ile 7. Nokta arası çok sık ağaçlıklı bölgedeydi ve vücudun geçeceği kadar alan bulamadığımız yerlerde bazen döne döne tırmanmak gerekiyordu. Son bölümde ise birkaç teknik inişle yapılan kestirmeler ile sondan bir önceki kontrol noktasına olan 7. Noktaya ulaşınca yarış da nerdeyse bitmiş oldu. Geri kalan 3km düz yolda yokuş aşağı olunca biraz bacakları açtık. 3. olarak başladığımız günde sıralamanın değiişmesi için ya bizim çok yüksek performans göstermemiz ya da önümüzdeki iki takımın önemli navigasyon hataları yapması gerekiyordu. Sonuçta her ikisi de olmadı ve yaklaşık 7 saat sonunda, güne başladığımız şekilde üçüncü sırada ana kampa ulaşarak yarışı tamamladık.

Bu tip bir takım yarışında üyelerin birbirini tanıması ve güçlü oldukları yanları ön plana çıkarması önemli. Bizde de bu sene iş artık otomatiğe bağlanmış gibiydi. Teknik inişlerde Caner öne geçip ideal yolu belirlerken, daha hızlı inişlerde ben öne geçip tempoyu arttırdım. Tırmanışlarda o an için kimin gücü ve motivasyonu yüksekse bir şey söylemeye gerek kalmadan öne geçip diğerini çekiyordu. Düz yollarda ise Dolomitler’in de etkisi ile koşmakta zorlanan bacaklar çoğu zaman ikimizi birden ittirecek bir üçüncü kişiyi aradı. İşin zihinsel kısmında da işler istediğimiz gibi gitti, en zorlandığımız zamanlarda bile negatif bir ruh haline girmeden birbirimizi motive ettik.Caner'in ailesinin ana kamptaki harika desteği ve farklı parkurlarda olsak da birçok arkadaşın motivasyonu ile zor olduğu kadar eğlenceli bir haftasonu oldu.  

Caner’in hesaplamalarına göre ultra parkurdaki 2 günlük toplamımız yaklaşık 78km ve +4000m olarak gerçekleşti. Geçen seneye göre biraz daha kısa ama kilometre başına daha çok tırmanış ve daha teknik zemin.

Son 15 metre Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran

Finişten 30 saniye sonra. Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran
Geçen yıllarda Cumartesi – Pazar günleri yapılan yarışın bu kez Cuma-Cumartesi’ye kaydırılması yarış sonrası etkinliklerini ve ödül törenini olumlu etkiledi. Cumartesi öğleden sonra yapılan mangalda tavuk ve salata partisi ile hiç kimsenin aç kaldım diyecek hali kalmadı. Özellikle lojistik ve yarışmacı güvenliği anlamında organize etmesi kolay olmayan böyle bir organizasyonun 14. kez başarıyla düzenlenmesini çok önemli bir başarı olarak görüyorum. Bunda kuşkusuz en büyük etken organizasyon komitesinin bu işe gönülden bağlı olması ve büyük özveri ile çalışmaları.

İki gün boyunca zorlandığımız anlarda en çok yaptığımız espri, gelecek sene ultra parkur yerine kısa parkura katılıp ilk gün sonundaki ara kampta kesmek için sırtımızda karpuz taşımaktı. Aslında hiç fena fikir değil ama biz koşucuların hafıza problemi olduğunun dülşününce, gelecek sene Haziran ayı geldiğinde sanırım yine tüm acıları unutup ultraya kayıt oluruz :)

İstanbul’a dönüş yolunda gözümü kapattığımda artık Tre Cime gidip yerini Kartalkaya tırmanışına bırakmış, bana da sayfanın  tepesindeki sözü biraz değiştirmek kalmıştı:  “Bir maratonu (ultrayı) unutmak için hemen yeni bir maraton daha koşman gerekir!.” 
DASK ADAM Organizasyon Ekibi Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran
Ultra Parkur ödül kürsüsü Fotoğraf: Faika Berat Taşkıran

Sonuçlar

Ultra Parkur 1- Mahmut Yavuz - İlyas Avcı2- İrfan Altuntaş - Murat Ekici3- Caner Odabaşoğlu - Aykut Çelikbaş
Uzun Parkur  Mix (Kadın – Karma Kategori)
1- Elena Polyakova - Deniz Hamdi Dural
2- Neval Yaşar - Utkuer Yaşar
3- Coraline Chapatte - Aykun Aret Taşçıoğlu

Uzun Parkur  Erkek kategori
1- Faruk Kar - Alen Gavar
2- Özay Cödel - Mehmet Kaldırım
3- Mehmet Ünal - Bilal Kabaklı

Orta Parkur Mix (Kadın – Karma Kategori)
1- Adem Ateş - Elif Ateş
2- Aylin Savacı Armador - Seyit Aydoğmuş
3- Şirin Ocaklı-Emre Akşit

Orta Parkur Erkek kategori
1- Kemal Özdemir - Özgür Özdemir
2- Fuat Bozak - Kurtuluş Anıl
3- İbrahim Oymak - Ozan Çelik

Kısa Parkur Mix (Kadın – Karma Kategori)
1- Fatih Semiz - Duygu Tolunay
2- Mehmet Ali Özdemir - Ayşegül Gündüz
3- Buket Arslan - Koray İroç

Kısa Parkur Erkek kategori
1- Ahmet Bahattin Ersöz - Berkan Söylemez
2- Halim Çal - Peter Hegyi
3- Faruk Terzi - Semih Terzi
Tüm sonuçlar için tıklayın
www.dask.org.tr


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme