10 Ekim 2018 Çarşamba

Spartathlon 2018 Yarış Raporu


Spartathlon 2018… Nereden başlamalı, nasıl anlatmalı? Yarıştan beş gün sonra duygularım normale döndükten sonra bilgisayar başına geçip 1.5 saat oturdum ama birkaç satırdan fazlasını yazamadım. Sanki iki üç yarış birden koşmuş gibi hissediyordum. Öncesi, sonrası ve kendisi ile Spartathlon duygularımı başka hiçbir yarışta olmadığı kadar uyaran bir yarış. İyi de koşsanız kötü de koşsanız bu büyük bir duygu yükünün altına girmeniz kaçınılmaz. 

Başlamadan önce bir iki kısa not: Daha önce de söylediğim gibi bu raporları önce kendim için yazıyorum. Bu bencilce gibi gözükse de beni kendime karşı dürüst olmaya zorluyor ve yarışı sadece duygularımla veya sonucuna bakarak değil mantığımla değerlendirmemi sağlıyor. Bu raporlar zayıf ve güçlü yönlerimi değerlendirip kendimi geliştirmem için birer araç. Başkalarının da işine yarıyorsa ne mutlu. Bu yüzden uzun veya kısa gibi limitlerim yok. Ne kadar gerektiğini hissediyorsam o kadar yazıyorum. Kısa versiyon istiyorsanız sosyal medya hesaplarımda özetler var. 

İkincisi de Spartathlon hakkında daha önce hem Türkçe hem İngilizce olarak ince bir kitap boyutunda yazılar yazdım. Gereğinden fazla uzun olmaması için birçok şeyi burada tekrar etmeyeceğim. Eğer ilgileniyorsanız sayfanın sağ üstündeki Spartathlon sekmesinde genel bilgilerden önceki raporlara kadar her şey mevcut. Kabaca bir özet isterseniz, hikaye Herodot'dan günümüze gelen kayıtlara dayanıyor ve kayıt altındaki ilk ultramaratonu simgeliyor. Pers ordusu Atina'ya saldırmaya hazırlandığında, Atinalılar  savaşçı özellikleri ile tanınan Spartalılardan yardım istemek için en iyi koşucuları olan Pheidippides'i gönderirler. O da 36 saat içinde 246 kilometre uzaklıktaki Sparta şehrine ulaşarak Kral Leonidas'ın huzuruna varır. (Evet, Maraton hikayesi olan Pheidippides'in Marathon şehrinden Atina'ya koşup yığılıp ölme hikayesi daha sonradan olimpiyatlar için uydurulmuş bir hikaye). 


8 Ekim 2018 Pazartesi

Spartathlon 2018 Race Report - No Regrets

Spartathlon 2018… How to start, where to begin?  Five days after the race I sat in front of the computer for 1.5 hours but couldn't write more than a few sentences. Whether you have a good or a bad race Spartathlon triggers your emotions like nothing else.  

As I said in previous reports, I started writing these reports for myself. This may seem selfish but it forces me to be honest to myself and analyze the race not only with my emotions but also with a certain degree of logic. At the end of the day these reports are a tool for me to better understand my strengths and weaknesses. If they also help somebody else, great. Thus, I don't put myself any limits in terms of length and the level of detail.  There’s a short note that I posted immediately after the race on my social media accounts, if you prefer to read that. 

I’ve written three detailed English reports in the past, which you can access via the Spartathlon tab on the top right. I'll therefore try not to repeat some of the basic info about the race. But in short, the Spartathlon is a 246-kilometer (153 mile) ultramarathon from Athens to Sparta, held annually in Greece since 1983. Based on Herodotus's account, it represents the historical run of Pheidippides, who ran from Athens to Sparta before the Battle of Marathon in a day and a half to seek support against the Persians. 



24 Temmuz 2018 Salı

Hardrock 100 ve Bir Diskalifiye Üzerine

Geçen hafta sonu düzenlenen Hardrock 100 yarışında yaşanan bir olay ultramaraton camiasında oldukça büyük bir tartışma yarattı. Hardrock son yıllarda özellikle kura sistemi ve bazı seçimlerin yeterince şeffaf olmaması ile eleştirilse de bu kez konu farklıydı. Ben de başlangıcından itibaren konunun gelişimini yakından takip ettim ve çok farklı yönlerden incelenmesi gerektiğini düşündüğüm için bir yazı yazmanın faydalı olacağına karar verdim. Bu olay hakkında kendi yorumlarıma geçmeden önce isterseniz konuyu bilmeyenler için eldeki bilgiler ile neler olduğunu adım adım inceleyelim. 
Foto: Hardrock 100 

23 Aralık 2017 Cumartesi

Barcelona 24 Saat Yarış Raporu: 437.7 metrede bir gün

"One person's craziness is another person's reality. Birinin delilik olarak gördüğü başka birinin gerçeğidir." - Tim Burton
16 - 17 Aralık 2017 tarihlerinde Barcelona'da düzenlenen 24 saat pist yarışında koştum. Aşağıda neden, niçin ve nasılları ile yarışın detaylı hikayesini bulabilirsiniz.

Bu rapor ilk Türkçe 24 saat pist raporu olacağı için özellikle giriş bölümü her zamankinden biraz daha detaylı olacak. İsteyenler girişi atlayıp direk yarışa geçebilirler ama birçok nüansı kaçıracağınızı söyleyebilirim.



31 Ekim 2017 Salı

Salomon Cappadocia Ultra Trail 2017 Yarış Raporu

"Bir gün dişçide sıra beklerken önümdeki dergideki makalenin başlığı ilgimi çekti: `Istakozlar nasıl büyür?` Bildiğiniz gibi ıstakozlar sert bir kabuğun içinde yaşayan yumuşak hayvanlardır. Sert kabuk genişlemediğine göre, bir ıstakoz nasıl büyür? 
Gerçekte olan şudur: Istakoz büyümeye başlayınca kabuğun içinde rahatsız olmaya ve baskı hissetmeye başlar. Güvenli bir yere gider ve kabuğunu atıp kendine daha büyük bir kabuk oluşturur. Bir süre sonra o kabuk da küçük gelmeye başlayınca daha büyüğünü meydana getirir. Bunu hayatı boyunca defalarca tekrarlayarak büyümesini sürdürür. 
Bir ıstakozun büyümesini tetikleyen faktör kendini rahatsız hissetmesi ve baskı altında olmasıdır. Istakozlar doktora gitselerdi asla büyüyemezlerdi! Çünkü doktor ona bir sakinleştirici verir, o da kendini iyi hissetmeye başlayınca o küçük kabuğun içinde yaşamına devam ederdi. Bu yüzden bizim de baskı altında olduğumuz durumları kendimizi geliştirmek için sinyaller olarak görmemiz gerekir. Eğer bu zorlukları ve sıkıntılı durumları doğru kullanmayı öğrenirsek bizi geliştirmelerini sağlayabiliriz." - Abraham Twerski

Salomon Cappadocia Ultra Trail 2017'ye geri dönüp hatırladığımda yarışı ikiye ayırabilirim: İçinde olduğum kabuğun yarışın başından itibaren giderek baskısını arttırdığı ilk 70 km'lik bölüm ve o kabuğu kırıp üstümden atmayı başardığım son 45 km.

Foto: Brian B. Hodes

4 Temmuz 2017 Salı

“Ultra Kitap” Raporu


İlginize teşekkürler! Kitabın dağıtımcılardaki kopyaları tükendi. Ancak benim elimde belli bir miktar var. Eğer isminize imzalı olarak adresinize gönderilmesini isterseniz aykutc@yahoo.com adresine email gönderebilirsiniz. 

--------------------------------------


Bu sayfalarda daha önce onlarca yarış raporu yazdım. Bu defa ilk kez bir "kitap raporu" yazıyorum.

2015 başından itibaren üzerinde çalıştığım kitap projesini sonunda tamamladım. Uzun mesafe koşu ve ultramaratonlar konusunda bir kılavuz olmasını ümit ettiğim "Ultra Kitap", bu sporla ilgili çeşitli konularda bilgi sağlamanın yanı sıra, uzun mesafelerdeki koşu yarışlarına hazırlanmak isteyenler için antrenmanlardan malzeme seçimine, yaşanabilecek sorunlardan yarış stratejilerine kadar çok farklı konulardaki sorulara ışık tutmayı amaçlıyor. Ayrıca koşmayanlara bizlerin bu sporu neden yaptığımız konusunda bilgi vermeyi hedefliyor. 

Kitabın içeriğini, neden ve nasıl ortaya çıktığını, kimlerin katkısı ile son halini aldığını merak ediyorsanız aşağıda başlıklar altında bulabilirsiniz.


11 Ekim 2016 Salı

Spartathlon 2016 Yariş Raporu

"Şafaktan önce hava karanlıktır ama şafak asla başarısız olmaz. Şafağa güvenin." - Florence Scovel Shinn
"Kırılma Anı" olarak Türkçe'ye çevirebileceğimiz "The Moment of Truth" deyimi, dictionary.com'a göre kişinin karakterinin, cesaretinin ve yeteneklerinin en zorlu bir teste tabi tutulması anlamına gelir.

Gelişmiş toplumlarda her şey daha fazla konfor üzerine kurulduğu için birçoğumuz günlük hayatımızda bu anlarla çok ender karşılaşıyoruz. İş ultramaraton koşmaya gelince ise bu anlar daha sık görülüyor. Hemen her yarışta bırakmak veya devam etmek gibi zor kararların alınması gereken kritik anlar bulunuyor. Bence birçoğumuzun mantık sınırlarını zorlayan bu mesafeleri koşmamızın sebeplerinden biri, kendi içimizdeki şüphe ve güvensizliklerle yüzleşmek için bu anları kovalamak istememiz yüzünden. En azından benim için sebeplerden birinin bu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 

İş Spartathlon'a yani sizi Atina'dan Sparta'ya kadar 246 kilometrelik mesafeyi çoğu zaman zorlu hava şartlarında 36 saatin altında koşmaya zorlayan bir yarışa geldiğinde, bu kırılma anları ile mutlaka birden fazla kez karşılaşıyorsunuz. Belki Pers ordusunun saldırısına karşı M. Ö. 490 yılında Sparta'lılardan yardım istemek için gönderilen Pheidippides kadar büyük baskı altında değilsiniz ama bu nereden bakarsanız bakın oldukça zorlu ve stresli bir görev. Hatta bütün bir senenin içinde ele aldığımda, yarışın tamamının bir kırılma anı olduğunu söyleyebilirim. 

Neden Spartathlon? Öncelikle bu her yönüyle büyük bir yarış ve bu sadece mesafe ile sınırlı değil. Bunu bilmek için yarışı kendinizin koşmuş olması da gerekmiyor. Daha önce koşmuş biriyle konuşur veya yarış raporunu okursanız, bu yarışın daha önce koşmuş hemen herkes için çok özel bir yarış olduğunu hemen anlayabilirsiniz. Benim için ise Spartathlon beni bir koşucu olarak en büyük teste tabi tutan yarış. Acımasız bir yarış olmasına rağmen aynı zamanda da adil. Herkese eşit davranan, kimin nereden geldiği ile veya daha önce kaç defa bitirdiği ile ilgilenmeyen, ileri süreceğiniz bahaneleri ise hiç dikkate almayan bir yarış. Spartathlon'u koşmaya başladığınızda 36 saat boyunca üzerinize spotlar çevriliyor ve saklanacak bir yer kalmıyor. Ardından da yarış size soluklanacak fırsat tanımadan bir dizi zor soru sormaya başlıyor. Evet, yarışa her yönüyle önceden hazırlanmış olmanız gerek ama ortaya çıkacak sonuç aslında bu sorulara her bir kırılma anında vereceğiniz cevaplara bağlı.  

Herkesin favori bir yarışı olduğu gibi benim favori yarışım şüphesiz ki Spartathlon. Yarışın tarihi, organizasyon yapısı, barındırdığı olimpik ruhu ve içindeki dostluklar sebeplerden bazıları ama biraz derine inince aslında çok daha fazlası var. Bu, beni çırılçıplak bırakıp, tüm zayıf yönlerimi, korkularımı ve endişelerimi ortaya çıkaran bir yarış. Ama bunlarla mücadele etmeye çalışmak beni daha güçlü ve daha kararlı bir koşucu ve insan olmaya zorluyor. Eğer bir an bile kendime olması gerekenden fazla güvenirsem parkurun bana haddimi bildireceğini biliyorum. Her katıldığımda, işin absürdlüğü ve diğer katılımcıların deneyimleri karşısında kendimin ne kadar önemsiz olduğunu görüyorum. Aslında bu benim için bütün bir yıl boyunca çeşitli fedakarlıklar yapmayı gerektiren bir yarış ama yarışı da bunun için seviyorum. Ve sanıyorum ki tüm bunlar beni daha iyi bir insan olmaya yönlendiriyor.

Spartathlon 2016 Race Report - The Moment of Truth

"It is dark before the dawn but the dawn never fails. Trust in the dawn." - Florence Scovel Shinn
According to dictionary.com, "the moment of truth" is described as the moment at which one's character, courage, skill, etc., is put to an extreme test.

In the civilized world, it's all about being more and more comfortable and we rarely face these moments in our regular lives. When it comes to ultrarunning, they are more common. There are critical moments in every race when you have to make a tough decision such as stopping or going on. I would argue that one of the reasons most of us do this crazy sport is to face those moments as we try to conquer our doubts and insecurities. I can certainly say that it's true in my case.

When it comes to Spartathlon, an iconic race that requires you to run 246 kilometers from Athens to Sparta in less than 36 hours and often under challenging weather conditions, you certainly face these moments more than a few times. You may not feel the exact same pressures like the Athenian messenger Pheidippides who was sent to Sparta in 490 BC to seek help against the Persian army but nonetheless it's a very demanding and stressful task. I'd even say that the race as a whole may be called as the moment of truth in any given year for an ultrarunner.

Why Spartathlon? For starters, it's the big stage. You don't necessarily have had to run it yourself to know this. If you've ever talked to someone who ran the race or read someone's report, you'll just know that this is an epic race which is very special for almost everyone who has participated in it. For me, it's the race that puts me to the ultimate test. Yes, the Spartathlon is tough and it's brutal but it's fair. It treats everyone equally, it doesn't care who you are, where you come from or how many times you ran it before. And it certainly doesn't care about your excuses because everyone has some and most of them are valid. It turns the spotlight on you for 36 hours straight and there's nowhere to hide. Then, it relentlessly asks you a series of tough questions. You need to be prepared for every aspect of the race beforehand but the final outcome is decided by how you respond to those questions in each of the specific moments of truth.

In the end everyone has their favorite race and for me it's simply the Spartathlon. Its unique history, spirit, camaraderie and friendship separate it from the rest but there's more. It's the race that strips me down to my core and reveals my weaknesses, fears, and insecurities like no other. And in the process of overcoming those obstacles, it forces me to become a stronger, grittier and more resilient runner. I know that if I ever make the mistake of feeling overly confident, it will put me in my place. I'm always humbled by the absurd difficulty of the challenge and the experience of other participants. This is a grueling race which requires a huge commitment every time you run it but that's why I love it. That's why we love it. I think all of these make me a better overall person in life.

2 Eylül 2016 Cuma

2016 PTL Yarış Raporu

Ağustos ayının son haftası Türkiye'den birçok koşucu arkadaşımızla birlikte UTMB yarışları için Fransa'nın Chamonix kasabasındaydık. Faruk Kar ve Utkuer Yaşar ile birlikte Salomon Türkiye takımı olarak UTMB'nin PTL parkuruna katılan ilk Türk takımı olduk. PTL parkurunun genel özelliklerini önceki yazımda bulabileceğiniz için tekrar etmek istemiyorum. Yaklaşık 42 saat parkurda kaldıktan sonra Champex Lac istasyonunda zor bir karar alarak yarışa veda ettik.

Yaklaşık 100 km'de 9500 metre tırmanıp bir o kadar da indiğimiz yarışta önemli deneyimler edindik. Sonuç ne olursa olsun kendinizi dürüstçe sorgulamanın önemine inanan biri olarak bu yazıda neden ve sonuçları analiz etmeye çalışacağım. Bunların yarışı tamamlayamamanın bahanesi olmadığının altını çizmek isterim. Bazıları kendi kontrolümüzde bazıları ise kontrol dışında çeşitli faktörler gelişti ve bunlara çözüm üretemeyince aldığımız risk katlanarak arttı. Sonuç olarak işimiz yarım kaldı.


17 Ağustos 2016 Çarşamba

UTMB-PTL 2016'ya Doğru

2016 UTMB yarışları Pazartesi sabahı başlayacak ve 1 hafta boyunca çeşitli parkurlardaki yarışlar ile devam edecek. Türkiye'den de bu sene çok geniş ölçekli bir katılım bulunuyor. Aşağıda önce yarışlar hakkında genel bir bilgi, ardından benim de katılacağım PTL parkuru hakkında bilgi bulabilirsiniz.

22 Ağustos Pazartesi günü PTL parkuru ile start alacak olan yarış serisinde, 24 Ağustos Çarşamba günü TDS, 25 Ağustos’da OCC ve 26 Ağustos’da ise CCC ve UTMB parkurları için start verilecek. Yarışların özelliklerini kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:

  • OCC (Orsieres – Champex – Chamonix) – 55km / +3300m
  • CCC (Courmayeur – Champex – Chamonix) – 101km / +6100m  
  • TDS  (Sur les Traces des Ducs de Savoie)  – 119km / +7250m 
  • UTMB (Ultra Trail du Mont Blanc) – 170km / +10,000m –
  • PTL (La Petite Trotte a Leon) – 295km / +26,500m (2 veya 3 kişilik takımlar)