9 Ekim 2014 Perşembe

Spartathlon 2014 ve Destek Ekiplerine Tavsiyeler

Spartathlon'da bana destek olan ekipten Suna Altan, yarıştan sonra yarışın medya sponsoru advendure.com için son derece faydalı bir yazı yazdı ve yarıştaki gözlemleriyle birlikte iyi bir destek ekibi üyesi olmanın püf noktalarını sıraladı. Aşağıda bu yazının Türkçe'sini bulabilirsiniz. Ben koşucu olarak kendi yaşadıklarımdan deneyimimi raporumda anlattım. Aşağıda da Suna'nın kaleminden destek ekibi olarak yarış boyunca nelere şahit olduklarını ve bundan sonra Spartathlon'da veya herhangi başka bir yarışta böyle bir görev üstlenecek olanlara çok değerli tavsiyelerini bulabilirsiniz.

Ivan Cudın - 2014 Spartathlon Wınner Photo:advendure.com


Spartathlon 2014 ve Destek Ekiplerine Tavsiyeler - Suna Altan

Sanırım 6-7 ay önce arkadaşlarla toplandığımız bir akşam Aykut’un Spartathlon’u koşacağını duyduğumda anında destek ekibinde olmak istediğimi ilan ettim. Bir saniye bile düşünmedim. Bu efsane yarışla ilgili daha önce çok fazla okumuştum; çok sevip saydığımız bir arkadaşımızın Spartathlon’u denemesine birinci elden şahit olma şansıydı bu. Belki de hayatta bir kez yakalanacak bir şans. Üstelik Aykut, Türkiye’nin ilk Spartathloncusu olacaktı!

Aykut’un başka yarışlardaki performansını ve koşuya olan yaklaşımını bildiğim için bu inanılmaz zor yarışı bitirmek için elinden ne geliyorsa yapacağından %100 emindim. Öyle de oldu: İnanılmaz bir başarı yakalayarak Spartathlon’u “sadece” 33 saat 47 dakikada tamamladı! Bu deneyimi paylaşabilmek benim için bir onur ve şahane bir tecrübe oldu. Destek ekibinde üç kişiydik; eşi ve iki çocuğuyla birlikte İzmir’de yaşayan İtalyan koşu arkadaşımız Alessia ve Aykut’un kardeşi Aytuğ. Alessia’yla zaten ahbaplığımız vardı ama Aytuğ’la bu yarışta arkadaş olduk, benim için bir kazanım da bu oldu.

Pavlos, Suna, Alessia, Aytuğ. 
Yarışla ilgili burada fazla bir şey yazmayacağım. Aykut hem yarış öncesi Spartathlon’la ilgili iki çok ayrıntılı yazı yazdı hem de yarış sonrasında şahane bir rapor yayınladı (Spartathlon - Sparta'ya Giden Yol - Spartathlon 2014 Yarış Raporu). Şiddetle okumanızı tavsiye ederim. Dolayısıyla burada benzer bilgileri tekrar etmek yerine belki ileride başkalarına yardımı olur düşüncesiyle destek ekibi üyesi olarak gözlemlerimi ve deneyimlerimi paylaşmak istiyorum.

Ultra maraton yarışlarında 100 mil ve üzeri yarışlarda destek ekibi daha sık kullanılır. Spartathlon’da bazı koşucular destek ekibi olmaksızın, sadece istasyonlara çanta (‘dropbag’) bırakarak yarıştılar. (Spartathlon’da dropbag kısıtlaması yok, her noktaya bırakılabiliyor.) Ama bu tabii istasyonlarda zaman kaybına yol açabilir ki Spartathlon’da her dakikanın önemi var. Ayrıca bu kadar uzun mesafede ve değişken hava şartlarında koşucunun hangi noktada nelere ihtiyacı olabileceğini öngörmeye çalışması, özellikle de bu yarışı ilk kez koşuyorsa oldukça zor.

Hepimiz bu yarışta acemiydik. Destek ekibi olarak üçümüzün de daha önce herhangi bir tecrübesi yoktu ama en azından uzun mesafe tecrübemiz vardı. Aytuğ nisbeten yeni bir koşucu olmasına rağmen, 12 ayda 3 maraton koştu, ayrıca Aykut sayesinde ultra maraton kültürünün içindeydi; Alessia çok hızlı ve deneyimli bir maraton ve ultra maraton koşucusu; ben de geçen yıl İznik Ultra’da 80k’yı tamamlayabildim. Uzun mesafe koşu kültürü olmayan birinin bu yarışta doğru bir şekilde destek vermesi bence zor çünkü koşucunun yarış sırasında nelere ihtiyacı olup olmadığını hissetmesi çok mümkün değil.


Photo: Spartathlon Official
Aykut hepimize yarış öncesinde bir mail gönderdi. Bu mailde bize kesinlikle yarışı bitirmek istediğini, ona bunu başarmasında yardımcı olmamızı istediğini söyledi. Endişe etmememizi, hatta daha önce hiç olmamasına rağmen, “çok ikna edici olsam bile” yarışı bırakmak istediğini söylerse ona inanmamamızı öğütledi :) Dahası, zaman zaman sabırsız veya sinirli olabileceğini buna alınmamamızı rica etti. (Oysa yarış sırasında sürekli bizlere teşekkür etti, nazik davrandı; en zor anlarda bile yarışı bırakma düşüncesinin hiç aklından geçmediği belliydi.) Yarıştan önceki gün hep birlikte rotanın üzerinden geçtik, o sırada hangi kontrol noktasında neler yapmamız gerektiğini; neleri unutmamamızı, neleri ona nerede teklif etmemizi veya hatırlatmamızı istediğini söyledi. Gerek yarış öncesi mail gerekse bu toplantı sanırım hepimiz için son derece faydalı oldu. Koşucu destek ekibine koşulsuz güvenebilmeli. Aksi takdirde destek ekibi koşucu için ciddi bir problem kaynağına dönüşebilir. Aynı şekilde destek ekibi de koşucunun yarışı gerçekten bitirmek istediğine ikna olmalı, yoksa kritik durumlarda doğru karar verilmesi güçleşir.

Spartathlon’un 246 kilometrelik mesafesi 36 saatin altında bir sürede koşulmak zorunda. Yarışın hemen hemen tümü asfalt ve araç trafiğine açık yollarda, sert güneş veya yağmur altında koşuluyor; sert dağ tırmanışı ise geceyarısı saatlerine denk geliyor. Spartathloncuların sadece uzun mesafe değil bu mesafeleri hızlı koşabilmeleri önemli. (Spartathlon’a katılabilmek için  ‘en kolay’ kriter bir 100k yarışını 10.5 saatte bitirmiş olmak!) Katılım şartlarının bu kadar zor olmasına rağmen yarışmacıların ortalamada ancak %40’ı Spartathlon’u bitirebiliyor,

Spartathlon koşucuları demir iradeye ve çok güçlü disipline sahip askerler gibiler. Ama ilk bakışta bazıları hiç de öyle görünmeyebiliyor. Özellikle bazı Japon kadın koşucuları o kadar zayıf ve çelimsiz görünüyordu ki, onların yollarda bu kadar uzun süre koşmalarına şaşırmamak mümkün değildi. Tanıştığımız tüm yarışmacılar son derece mütevazi ve tatlı insanlardı. “Maraton insana tevazuyu öğretir” diye ünlü bir söz vardır; bunun Spartathlon için gerçekten de altı kat daha geçerli olduğunu gördük.

Yarışın ilk kontrol noktalarında çevremizdeki destek ekiplerinin koşucularına sessiz sedasız, fazla olay yaratmadan gereken yardımları verdiklerini gözlemledik; koşucunun “sadece yanında olmak” önemli. Moral desteğin ve motivasyonlarının bile inandırıcı ve ölçülü olması gerek. Bir noktada Aykut’a önündeki bölümün nisbeten kolay olduğunu, haritada sadece bir yerde “küçük bir çıkıntının” göründüğünü söylediğimde beni kısık sesle, “Arabayla gidiyorsanız iyi de, 195k koştuktan sonra o küçük çıkıntılar öyle olmuyor” diye tersledi, tabii haklı olarak :)

Ama şu da var; doğru zamanda söylenen etkileyici bir söz, verilen güçlü bir motivasyon mesajı belki de o anda yarışı kurtarıyor olabilir. Arkadaşımız Pavlos’un bize dediği gibi, bir süre sonra koşucu daha istasyona gelir gelmez yüzünden neye ihtiyacı olduğunu anlayacaksınız. Öyle de oldu. Sonuçta, hepimizin bu işte acemi olmamıza rağmen destek ekibi olarak iyi iş çıkardığımıza inandık.


Photo: Spartathlon Official
159k kontrol noktası Parthenos Dağı’nın zorlu 1200 metrelik Bay Ladder patika çıkışının başlangıcında. Aykut buraya zor şartlarda geldi. Her yerinin ağrıdığını, özellikle üst bacak kaslarının kötü durumda olduğunu söylüyordu. Ayakları birçok yerde su toplamıştı, parmaklarda kan kabarcıkları vardı. Midesinde ne var ne yok hepsini biraz önce boşaltmıştı. Morali düşüktü. Ultra maratonlarda kusma ve ishal olağan karşılanan şeylerdir ama Aykut gerçekten kötü hissediyordu kendini. Ona sıcak kıyafetler giydirip, bir miktar ılık çorba içirip, ayaklarına da derme çatma pansuman yaptıktan sonra yolun en zor bölümüne, zifiri karanlık dağın gecesine yolladık… Yarışı bitirebilmesi için bizim bu şekilde hareket etmemizi isteyeceğini bildiğimiz için bunu yaptık.

Gerçekten tehlike ve tehdit altındayken vücüdumuzun olağanüstü doğal kimyasal mekanizmaları devreye girer; acılar uyuşturulur, kaslarımız güçlenir, algılarımız açılır. Ancak Spartathlon koşucuları hayali bir savaşta çarpışan askerler gibiler; bedenlerinin tüm doğal sistemleri onları geri çekmeye çalışıyor. Dolayısıyla sadece fiziksel dayanıklılık için hazırlık yetmez, koşucular zihinsel ve duygusal zorluklara da hazırlıklı olmalılar.

Aykut dağa çok kötü halde çıkmaya başladı – ve olağanüstü iyi halde indi. Bu şaşırtıcı dirilişe başka koşucularda da şahit olduk; öldü bitti dediğimiz bir koşucu bir bakıyoruz bir sonraki istasyona Alessia’nın deyimiyle “çiçek gibi taptaze halde” gelebiliyor. Gerçekten de Aykut bize bir sonraki kontrol noktasında dağı çok güçlü bir şekilde çıkabildiğini, inişte de en az 12 kişiyi geçerek neredeyse yolun tümünü koşarak indiğini söyleyecekti!



Photo: Spartathlon Official
İnsan zihni çok acayip bir yer. Bedeni de öyle. Dağın inişindeki kontrol noktasının adı Nestani’ydi; hafızamda hep ayrı bir yeri olacak, insan iradesinin nelere kadir olabileceğini bana hatırlatması için bu adı içimde saklayacağım. Sonuç olarak, kötü bir an yaşadığını veya çok zorlandığını gördüğünüz koşucunuzun durumuyla ilgili hemen orada karar vermeyin. Koşucunun 1-2 saatlik iç muhasebesinin sonucunda tahmininizin çok ötesinde toparlandığını görebilirsiniz. Aynı şekilde, işler uzun süre iyi gidiyor diye bu iş oldu bitti sanmayın; sonuna kadar her şeye hazırlıklı ve destekleyici olun. Ani bir sıkıntı veya sakatlık yüzünden son birkaç kilometrede bile yarışı bırakmak zorunda kalan koşucular oldu.

Spartathlon Atina’daki Akropolis’in ayağında başlıyor ve Sparta’daki Kral Leonidas heykelinin ayağında bitiyor. Çok duygulandırıcıydı bu son anlar. Heykele yaklaşan koşucuların yüzündeki tüm acılar ve yorgunluklar gitmişti ve çoğu son adımları koşarak geldi. 246 kilometreyi 36 saatin altında koştuktan sonraki yüzlerindeki rahatlama ve sevinç gerçekten görülmeye değerdi. Birkaç kadın dahil, 30-40 kadar koşucunun finişe gelişini izledim. Onlar değil belki ama biz izleyenler olarak hepimiz ağladık.

Organizasyon ve gönüllüler çok başarılıydı. Özellikle Yunanlıların ilk Türk Spartathloncusuna nasıl sahip çıktıklarını ve alkışlarıyla nasıl içten destek olduklarını görmek gerçekten muhteşemdi. Dostlarımız arasında bize son derece faydalı ipuçları veren, birçok konuda yardım eden Pavlos Diakoumakos ile karşılaştığımız tüm istasyonlarda bize destek veren Advendure’den Dimitris Troupis’e özel teşekkür borçluyuz.

İleriki yıllarda destek ekibinde görev yapacaklara tavsiyelerim şunlar olabilir:

Koşucular:

  • Seçme şansınız varsa destek ekibinize uzun mesafe koşu tecrübesi olan kişiler alın. Nasıl bir işe giriştiklerini bilmelerini sağlayın. Spartathlon destek ekibi olmak ciddi bir gönüllü işi, rastgele birilerini getirmeyin.
  • Destek ekibinizden neler beklediğinizi yanlış anlaşmalara mahal vermeden yarıştan önce açık seçik bir şekilde dile getirin, hatta yapabilirseniz yazıya dökün.
  • Yarış sırasında destek ekibinize anında olumlu ve olumsuz geri bildirim verin. Aldığınız desteğin kıymetini bilin ve dile getirin ancak destek ekibinizin sorunlarını kendinize endişe konusu etmeyin. Onlar sizin Sparta’ya varmanıza yardımcı olmak için buradalar.

Destek Ekibi:
  • Ne yapacağınızı yarıştan önce planlayın. Mümkünse daha önce Spartathlon’da koşmuş veya destek ekibinde çalışmış birileriyle konuşun, bilgi edinin.
  • Yarıştan önceki gece iyi uyumaya özen gösterin çünkü 36 saat boyunca pek uyuma fırsatınız olmayacak. Etkin destek verebilmeniz ve güvenli bir şekilde araç kullanabilmeniz için bu çok önemli.
  • İyi lojistik planalama çok kritik. Destek ekibi mobil bir destek istasyon gibi çalışmalı. Koşucunun ihtiyacı olabilecek tüm malzemeler (yiyecek, jel, eleoktrolik, atıştırmalıklar, kıyafet, çorap, ayakkabı, kafa fenerleri, piller, şarj aletleri, ilaç, tıbbi malzeme, havlu, battaniye vb.) elinizin altında ve organize bir şekilde koşucu istasyona gelmeden önce hazır olmalı. Bir süre sonra arabanın içi darmadağın hale gelebilir. Çanta veya torbalar yerine çok derin olmayan kutular tercih edin.
  • Bir kontrol noktasından diğerine nasıl gidileceğini bildiğinizden emin olun. Yol boyunca Spartathlon tabelaları ve yola çizilmiş işaretler varsa da bazı noktalarda çok net değil. Elinizde mutlaka harita veya GPS bulunsun. Gecikmeyin ve yolda kaybolmayın.
  • Spartathlon ’da destek ekiplerinin koşucularla temas kurabileceği 14 kontrol noktası var. Koşucu istasyona gelir gelmez burada ne kadar zaman harcamak istediğini sorun ve süre bitimini kendisine bildirin. Diğer 50 küsür kontrol noktasında koşucularla temas edilemiyor, oralarda sadece su ve basit gıdalar bulunuyor. Spartathlon’da tüm istasyonlarda destek gıda malzemeleri var ama çeşitlilik az. Yapabiliyorsanız özellikle gece için sıcak çorba ayarlayın; ertesi sabah koşulan ve bitmek bilmeyen uzun yokuşlu yol için de kahve bulundurun.
  • Koşucunuza hatırlatmanız gereken şeylerin (kıyafet değişim, yedek malzeme, elektronlik/jel alınması vb.) listesini yapın ve her kontrol noktası için ayrı ayrı işaretleyin.
  • Spartathlon zn limitleri çok acımasız. Koşucunuza her kontrol noktasında gelişindeki zaman limiti avantajını ve bir sonraki istasyona olan mesafeyi ve maksimum süreyi bildiriniz.
  • Koşucuyla konuşurken ilerideki zorlukları küçümsemeyin de abartmayın da. Onu aşırı ilgiyle bunaltmayın. Kendi endişelerinizi veya korkularınızı ona yanısıtmayın. Paniklemeyin. Hiçbir zaman koşucuya ağrıları/sızıları olup olmadığını veya yarışı bırakmak isteyip istemediğini sormayın. Yarışı bırakmak istediğini söylerse bu fikrini bir daha ve bir daha gözden geçirmesi için ona zaman tanıyın. İhtiyaçlarına duyarlı olun. Teklif edin ama ısrarcı olmayın. Acil tıbbi yardım veya kurtarma ekiplerine nasıl ulaşbileceğinizi bilin. Her zaman motive edici olun, yarış boyunca olumlu kalın. Ve hızlı hareket edin.

En önemlisi, bu şahane deneyimin tadını çıkarın. Spartathlon’u yaşamanın en güzel yolu koşmaksa, ikinci en güzel yolu koşana destek olmaktır!

Suna ALTAN

2 yorum:

  1. Ellerinize saglik . Yaris oncesini ,yarisa hazirlik surecini , yarisi bizzati yasayan birinden ogrenmek cok hos bir duygu. Bu hazirligin birde ekip tarifinin varligi ve onlarin acisindan yarisa bakisi cok tumleyici olmus . Tasekkurler.

    YanıtlayınSil
  2. Suna seni ilk gördüğümde sarılarak öpeceğim...

    YanıtlayınSil