19 Şubat 2013 Salı

Aydos Patika Yarışı - 1. Ayak

Anadolu yakasında Kartal'ın kuzeyinde bulunan Aydos Ormanı daha çok bisikletçiler tarafından bilinse de koşucular için nedense pek popüler bir mekân değil. Aslında ormanın birçok giriş kapısı olması sebebiyle ulaşım çok zor değil ama orman içinde Belgrad Neşet Suyu gibi belli bir koşu rotasının olmamasının bunda etkisi olabilir diye düşünüyorum.

Faruk Kar ve Utkuer Yaşar'ın organize ettiği, Pazar günü ilki koşulan Aydos Patika Yarışı serisi ile sanıyorum orman birçok koşucu tarafından ilk kez keşfedilecek veya tekrar hatırlanacak. (Ne de olsa burada 2011'de benzer nitelikte iki yarış daha düzenlenmişti). Diğerleri Mart ve Nisan aylarında düzenlenecek bu yılki serinin ilk yarışı 8K ve 16K olarak iki farklı mesafede yapıldı. 16K yarışı, 8K parkurunun iki defa dönülmesi ile tamamlandı.




Parkur

Benim saatimin 8.3km olarak ölçtüğü parkur orman içindeki gölün hemen kenarından başlayıp 1km kadar oldukça düz şekilde göl kıyısından devam ediyor. Daha sonra 3.2km noktasına kadar tırmanış var. Bunun yaklaşık 1.5km'si kendini pek hissettirmeyen hafif tırmanış iken, son 500m'si daha dikleşen bir eğimde ilerliyor. Ardından 6.km'ye kadar iniş ağırlıklı hızlı bölümde koştuktan sonra 400m'lik kısa ama biraz daha dik son bir tırmanış sizi bekliyor.

Ardından tek kişinin geçebileceği zevkli bir patikadan devam eden yoldan koşarak gölün karşı yakasına ulaşıyorsunuz. Bu noktada tam start noktasının karşısındasınız. Artık turu tamamlamak için karşısına geçmeniz gereken bir göl ve yaklaşık 1.5km'lik mesafe var. Çok küçük iniş çıkışların olduğu bu bölümde sizi yavaşlatacak tek şey bitime yaklaşık 500m kala bileklerinize kadar gölün içine girip 4m kadar suyun içinde yürüyerek karşıya geçmeniz gereken kısım.



+314m pozitif yükseklik değişimi
16.63km'lik iki turda benim saatim 314m tırmanış gösterdi. Açıkçası yokuşlar dik olmadığı için koşarken bu kadar tırmanıldığını hissetmemiştim. Aydos'a ilk defa gelenler için bu parkurun ormandaki en hızlı parkurlardan biri olduğunu söylemek gerek. Yoksa orman içinde sizi neredeyse emekleyerek tırmanmaya zorlayacak kadar dik yangın yollarına kadar her türlü eğimde yokuş mevcut. Ayrıca 540m irtifa ile İstanbul'un en yüksek noktası olan Aydos tepesi de ormanın içinde yer alıyor ve manzarası son derece güzel. Aydos'un bence Çekmeköy ve Belgrad Geyik Parkuru'na göre en büyük farkı, daha sert zemin yapısı itibari ile istisnai bölümler hariç adı geçen diğer iki parkur kadar çamur toplamaması.

Organizasyon

İşin organizasyon kısmını ben çok başarılı buldum. Otopark alanı yeterliydi, yarıştan hemen önce göğüs numarası alımında bir sorun yaşamadım. Sanırım son dakikada kayıt olanlar sebebiyle yarış 10dk kadar geç başladı ki bu da anlayışla karşılanması gereken bir durum. Yarış sonrası ikramlar boldu, çekiliş ile katılan herkese ödül kazanma şansı verilmişti. İki farklı parkurda çok sayıda yaş kategorisi olmasına rağmen dereceye girenlerin madalyaları olabilecek en hızlı ve efektif şekilde dağıtıldı. Böyle organizasyonlar kendiliğinden veya şans eseri olmuyor, arkasında verilen büyük bir emek var, Hakemlerden gönüllülere kadar herkesin çok başarılı bir iş çıkardığını düşünüyorum. 

İşaretleme bence gayet başarılıydı sadece ilk turda 2 yerde kısa süre tereddüte düştüm. Bu sadece benle ilgili bir sorun da olabilir ama organizasyona fikir vermek amacıyla detayı şöyle: Kavşaklarda gidilmesi gereken yön şeritle net şekilde gösterilmişti ve birçok yerde gidilecek yöndeki yola girdikten hemen 5-10m sonra bağlanan bir kurdelâ ile bence çok önemli olan "güven tazelemesi" de yapılmıştı. Sadece iki kavşakta bu güven tazeleyicileri göremeyince kısa süreli tereddüte düştüm. Diğer yerlerde olup bu iki yerde olmaması bunların kopmuş ya da uçmuş olabileceğini düşündürdü. Bundan sonraki yarışlar için tek önerim bazılarının kopabileceği düşünülerek kavşaktan hemen sonraki kurdelâ sayısının biraz arttırılması olabilir. Bu ufak detay dışında kritik noktalarda hakemlerin ve gönüllülerin yönlendirmesi ile her şey kusursuz işledi.

Yarış

Kendi performansım açısından bakınca beklentime ulaştım. Neydi bu beklenti? Öncelikle 43 gün önce kolumun kırıldığı ormana ilk kez geri gelişimde bu kez buradan pozitif bir deneyimle ayrılmaktı.

Mesafeyi, tırmanışı ve zemin şartlarını düşününce bunun yarı maraton eforunda (temposunda değil) koşulması gereken bir yarış olduğunu düşünmüştüm. Amacım yarışın bütününde efor seviyesini aynı seviyede tutmaktı. Bu da ikinci turu ilk turdan biraz daha yavaş koşmayı göze aldığım anlamına geliyordu.

Startla birlikte 8-10 kişilik ön grupta hızlı başlayınca ilk birkaç kilometre 10K yarışı eforuna yakın seyretti. Bu bölümde kontrolü kaybetmemeye ve gereksiz hızlanmamaya dikkat ettim. Bu da 2.5km civarında başlayıp 500m kadar devam eden tırmanışa güçlü girip çıkmamda işime yaradı. İnişe başladığımda önümde birkaç kişiyi görebiliyordum ama kimin 8K kimin 16K koştuğunu bilmediğim için sadece kendi yarışımla ilgileniyordum. Bu noktadan sonra yarışın son bölümüne kadar yalnız koştum.

Önümde kimsenin olmaması beni işaretleri iyi takip etmeye zorladı, İlk turda sadece iki yerde 5-10 saniye kadar durup doğru yöne gittiğimden emin olmak için etrafı inceledim. Bir ultrada (mesafeyi çok abartmamak kaydıyla) yanlış yola dönmek negatif psikolojik etkisi dışında çok problem olmayabilir ama böyle kısa ve hızlı bir yarışta telafisi pek mümkün değil.

İlk turun sonuna doğru gölden geçiş noktasına geldiğimde yamacın kenarına güvenli iniş için sabitlenen halata tutunarak göl kenarına indikten sonra hiç düşünmeden göle daldım. Ama bir gariplik vardı. Sadece bileğe kadar gelmesi gereken su daha iki adım atar atmaz dizlerimin üstüne kadar çıkmıştı. Bu işte bir yanlışlık var diye düşünmeye başlamıştım ki o noktadaki görevlilerin, aslında 5m kadar sağa koşup oradaki sığ bölümden geçmem gerektiğini söylediklerini duydum ama artık iş işten geçmiş neredeyse belime kadar göre dalmıştım. Neyseki şansım yaver gitti, yüzmeme gerek kalmadan gölden çıkıp karşı tarafa geçmeyi başardım!

İlk tur geçişinde gölde yüzmeye niyetlenirken... Foto: Team Kronos
İkinci tura başlarken kendimi gayet iyi hissediyordum. Bu bölümlerde önümde kimseyi görmedim ama arkamda durum neydi hiç bilmiyorum çünkü yarışlarda son bölümlere kadar arkama bakmaktan hoşlanmam. Bu tür yarışları insanın kendisiyle mücadelesi olarak gören biri olarak eğer bir yarışta elinizden gelenin en iyisini yapmak istiyorsanız bence doğru olan başkasına değil kendi performansınıza odaklanmak.

Bu düşünceler altında eforu sabit tutmaya odaklanarak ikinci turun ilk yokuşunu tamamladım. Son 4km'ye doğru yaklaşırken uzun inişte biraz hızlanıp son 400m'lik yokuşa rahat girmeyi düşündüm. Önünüzde ve yanınızda kimse olmadan uzun süre yüksek eforu korumak her zaman kolay değil ama bu yarışta başarılı olduğumu düşündüğüm şeylerden biri buydu. Devam eden bölümde keskin virajlar olduğu için ister istemez arkadan gelenleri görüyorsunuz. Ben de çeşitli anlarda 40-50m kadar arkamdan birinin takip ettiğini görüyordum. Son yokuşa yaklaşırken burayı rahat çıkma hesabının tutmayacağı artık belli olmuştu. Yokuşu güçlü şekilde tırmanıp tekrar göl kenarına ulaştım, artık bitime hemen hemen düz bir 1.5km kalmıştı.

İkinci turda finişe 3km kadar kala. Foto: Team Kronos

Artık arkaya bakma zamanı gelmişti ama dönmemle beraber 10m arkamda geçen seneki 28K Geyik Yarışı'nı kazanan Dinçer'in olduğunu gördüm. Evet, yarışı rahat bitirme lüksü artık rafa kalkmıştı. Rahat koşmak istiyorsan antrenman koş, yarışın rahatı olmaz diye düşünüp hızlanmaya başladım. O ana dek 2. turda fazla yavaşladığımı hissetmemiştim ama sanırım uzun süre yalnız koşmanın etkisiyle kendimi çok fazla zorlamadığımı şimdi anlayabiliyorum. Bu da şansım olmuş çünkü son 1.5km'de tempoyu yükseltip bitene kadar korumak tahmin ettiğim kadar zor olmadı. Bu kez gölü doğru yerden geçip finişe güçlü ve tükenmemiş şekilde geldim.

Erkekler 16K Genel Sıralama
Musa Gökhan - Mehmet Beyaztaş - Aykut Çelikbaş
En sağda Faruk Kar Foto: Team Kronos
Erkekler 16K - 35-38 Yaş Grubu.
Uğur Taşdemir - Aykut Çelikbaş - Caner Odabaşoğlu
En sağda Faruk Kar. Foto: Bahadır İşseven
Toplamda 1:11:24 ile bitirirken ilk turu 35:13'te ikinci turu 36:11'de dönmüşüm ki bu da yarış öncesi planına gayet uygun olmuş. Finişe geldiğimde yarışı 3. sırada bitirdiğimin ve yaş grubunda birinci olduğumun söylenmesi ise tüm bunların üzerine hoş bir sürpriz oldu. Hepsinden önemlisi son gelişime göre bu kez Aydos'tan güzel anılarla ayrıldım.

Bu yarışı kaçırdıysanız Aydos Yarış Serisinin diğer koşuları ve detaylar için Team Kronos sitesini takip etmenizde fayda var. Keşfettikçe Aydos'un çok zevkli bir orman olduğunu göreceksiniz. Faruk ve Utkuer'in de bundan sonraki yarışlar için çok güzel yeni sürprizler planladıklarına kuşkum yok.

Sonuç olarak İstanbul'da iseniz artık Belgrad ve Çekmeköy dışında Aydos'ta da farklı uzunluklardaki yarışlar ve çok başarılı organizasyonlar mevcut. Ormanda ve patikada koşmamak için hiçbir bahaneniz kalmadı.

8km. sonuçları için tıklayınız

16Km. sonuçları için tıklayınız

Fotoğraflar için tıklayınız

 

4 yorum:

  1. eline sağlık Aykut abi.Yarış için de tekrar tebrik ederim.müthiş sürede koşmuşsun gerçekten

    YanıtlayınSil
  2. Senin gibi bir arkadaşa sahip olduğum için gururluyum... İyi ki koşuyorsun...

    YanıtlayınSil
  3. Kaan ve Uğur çok teşekkürler, ben de sizleri tebrik ederim.

    YanıtlayınSil
  4. koşu için emek veren ve bu kadar güzel havanın soğuk olmasına rağmen organizasyon ufak tefek aksaklıkların olmasına karşın yinede bence güzeldi dilerim bundan sonraki yapılacak olanlar daha iyi olur ve tüm katılımcılara iyi koşular dilerim şahan

    YanıtlayınSil