24 Temmuz 2018 Salı

Hardrock 100 ve Bir Diskalifiye Üzerine

Geçen hafta sonu düzenlenen Hardrock 100 yarışında yaşanan bir olay ultramaraton camiasında oldukça büyük bir tartışma yarattı. Hardrock son yıllarda özellikle kura sistemi ve bazı seçimlerin yeterince şeffaf olmaması ile eleştirilse de bu kez konu farklıydı. Ben de başlangıcından itibaren konunun gelişimini yakından takip ettim ve çok farklı yönlerden incelenmesi gerektiğini düşündüğüm için bir yazı yazmanın faydalı olacağına karar verdim. Bu olay hakkında kendi yorumlarıma geçmeden önce isterseniz konuyu bilmeyenler için eldeki bilgiler ile neler olduğunu adım adım inceleyelim. 
Foto: Hardrock 100 


Önemli bir bölümü San Juan dağlarında 3000 metre üzerinde koşulan ve 10,000 metre yükseklik kazanımı içeren 100 mil/161 km uzunluğundaki yarışın henüz ilk dakikalarından itibaren Xavier Thevenard liderliği ele geçirdi ve diğer koşucular ile arasındaki farkı açmaya başladı. Thenevard'ın ismini ilk olarak 2013 yılında UTMB'yi kazanınca duymuştuk. O sene ben de UTMB koştuğum için Chamonix'deydim ve her ne kadar 2010 yılında CCC'yi kazanmış olsa da o yıla kadar Fransa dışında büyük bir yarış koşmamıştı. Birçok ünlü ismi geçerek birinci olmasını Fransızlar dahil kimse beklemiyordu. Daha sonraki yıllarda TDS ve OCC'yi de birinci bitirerek UTMB parkurlarının hepsini birinci bitiren tek koşucu oldu. 
İlk 50 km geçildiğinde Kilian Jornet'in Hardrock 100 parkur rekorundan daha hızlı ilerleyen Thevenard, 72 mil/110 km istasyonunda ikinci sıradaki Jeff Browning ile arasındaki farkı 90 dakikaya çıkardı. Bitiş noktasına 15 km kala son istasyona geldiğinde hala bu büyük farkı korumaktaydı. Fakat bu noktada kendisini yarış direktörü Dale Garland 'ın beklediğini gördü ve kurallara aykırı bir davranışta bulunduğu için yarıştan diskalifiye edildiğini öğrendi. Görüşmeler ve tartışmalardan bir sonuç çıkmadı ve sonunda Thevenard'ın göğüs numarası alındı. Aynı dakikalarda Hardrock 100 Facebook hesabından aşağıdaki açıklama yapıldı:
"Xavier Thevenard'a yardım istasyonları dışında bir yerde destek verildiğinden haberdar edildik. Kanıtları dikkatli şekilde araştırıp değerlendirdikten ve ilgili kişilerle görüştükten sonra Xavier'a Ouray istasyonundan iki mil sonra su ve buz verildiği belirlendi. Kararımız ne yazık ki Xavier'ı bu yılki yarıştan diskalifiye etmek yönünde oldu".
Xavier Thavenard. Foto: Brandon Mathis

Birkaç ay önce Hong Kong 100 yarışını önde götüren Çinli bir koşucu benzer bir sebepten diskalifiye edilmişti ama büyük bir yarışta bu derece tanınmış birinin bu şekilde diskalifiye edilmesi pek görülmüş bir durum değildi. Henüz yarış devam ederken yapılan bu duyuru ile sosyal medyada bir anda büyük tartışmalar başladı. Thevenard'ın hayranlarının ve Fransızların başını çektiği birçok kişi kararın çok ağır olduğunu söylerken, diskalifiye yerine zaman cezası verilmesi gerektiğini, hatta bunun ikinci sıradaki Amerikalı Browning'in yarışı kazanması için Fransız Thevenard'a yapılan bir komplo olduğunu iddia etmeye başladı. Karşıt grup ise kuralların uygulanmasının doğru olduğunu ve ne olursa olsun herkesin uyması gerektiğini savunuyordu. 
Daha da ilginci Thevenard'ın kural dışı destek aldığı nokta yaklaşık 69. km'deydi. Fakat kendisine diskalifiye kararı 149. km'deki istasyonda tebliğ edilmişti. Neden bu kadar beklendiği konusu da bir başka tartışma yarattı ve özellikle Thevenard'ı destekleyenleri daha fazla kızdırdı. 
Peki yarış sitesindeki kurallar ne diyordu?
Kural sayfasındaki 5. madde, desteğin sadece ilgili yardım istasyonlarının 400 metre yakınında verilebileceğini söylerken, yine sitedeki detaylı el kitabındaki 4.1 maddesinde "Koşucular yardım istasyonları arasında yardım kabul edemezler. Almaması gereken yerde yardım alan koşucu diskalifiye edilebilir" ibaresi bulunuyordu. 
Bu kuralın ortaya çıkması ile bu kez kuraldaki "diskalifiye edilebilir" ibaresi tartışılmaya başlandı. Kuralda "diskalifiye edilir" denmediğini, kararın yarış direktörünün insiyatifinde olduğunu, su ve buz almanın sonucu fazla etkilemeyeceği için zaman cezası verilmesi gerektiğini savunanlar oldu.
Bu tartışmalar sürerken Thevenard kendi sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Özetle, bunu gizli yapmadığını, kendisine destek olan kız arkadaşından su ve buz aldığını kabul ettiğini ama bunun cezasının en fazla 1 veya 2 saat zaman cezası olması gerektiğini, sene başından beri aylarca bu yarışa hazırlandığını, parkuru 24 saat altında bitirmeye yaklaşmışken tüm emeğinin böyle bir sebepten dolayı hiç edilmesini kabul edemediğini belirtti.  
Bu esnada ben de tartışmaları takip ediyordum ve açıkçası kafamda birçok soru işareti vardı. Henüz yarış devam ederken Durango Herald sitesinde konu hakkında yayınlanan ve birinci ağızdan bilgiler içeren bir makale bazı noktalara ışık tuttu. Habere göre, parkurun yaklaşık 69. km'sinde Thevenard'ın bagajı açık bir arabadan destek aldığını gören bir fotoğrafçı bu anı fotoğrafladı ve yarış direktörü Garland'a bildirdi. 110. km'deki istasyona giden Garland bu iddiayı Thevenard'a aktardığında Thevenard önce yardım aldığını kabul etmedi. Thevenard yarışa devam ederken Garland, Thevenard'ın destek ekibi ile tekrar görüştü ve elindeki kanıtları gösterdi. Bunun üzerine su ve buz verdiklerini kabul ettiler. Yine habere göre Garland, organizasyon komitesinin de fikrini aldıktan sonra yarışın son istasyonuna giderek burada Thevenard'ı karşıladı ve diskalifiye kararını kendisine bildirdi. 
Aşağıdaki fotoğraf yarıştan sonra yine sosyal medyada yayınlandı. Fotoğrafta Thevenard'ın (sarı tişört) istasyon dışındaki bir bölgede destek ekibinin arabasından destek aldığı görülüyor. 

Eldeki bu verilerden sonra benim konu hakkındaki değerlendirmeme gelirsek... Ultramaraton koşmanın ne demek olduğunu bilen hemen herkes yaklaşık 22 saat koştuktan sonra diskalifiye edilmenin ne derece acı verici olabileceğini tahmin edebilir. Hele ki bunu dünyanın önemli yarışlarından birinde, ikincinin çok önündeyken ve neredeyse parkur rekoru zamanında koşarken yaşıyorsanız. İşin bu yönünden bakınca Thevenard'a empati duymamak mümkün değil. 
Öte yandan eldeki verileri bütünüyle değerlendirdiğimde bunun doğru karar olduğunu ve başka bir karar almanın pek mümkün olmadığını düşünüyorum. Madde madde gidecek olursak... 
Kurallarda yapılan hatanın cezası açık şekilde yazıyor ve bu ceza diskalifiye. ("diskalifiye edilir" yazmıyor, "diskalifiye edilebilir" yazıyor, tartışmasına yazının sonunda değineceğim.) 
"Bu çok ağır bir ceza, zaman cezası verilmeliydi" diyenler şunu düşünmeli. Kurallarda zaman cezası ile ilgili hiçbir ibare yok. Diyelim yarış direktörü Thevenard'a 1 saat ceza verdi. Bu da başka bir büyük tartışma yaratırdı. Çünkü yarış öncesi açıklanan kurallarda olmayan bir maddeyi yarış sırasında uydurmuş olur ve bunu savunamazdı. Yarış öncesi kurallarda belirtilmediği için neden yarım saat veya 3 saat vermeyip 1 saat verdiğini açıklayamazdı. "Bundan sonraki yıllarda kural değişmeli, bunun cezası zaman cezası olmalı" diyen olursa, kuşkusuz bu değerlendirilebilecek bir görüş ama farklı bir tartışma. 
"Su ve buz çok önemli değil, görmezden gelebilir miydi?" Elde fotoğraflı bir kanıt varken bence bunu yine savunamazlardı. Ayrıca bundan sonraki yıllarda kurallara uymayan kimseye bir yaptırım yapılamaz, yapılsa bile yarışın itibarı büyük yara alırdı.   
"Thevenard zaten kazanmayı hak ettiğini aradaki fark ile göstermişti, orada su ve buz almasa da kazanırdı." Bu da sosyal medyada çok konuşulan bir iddiaydı. Yardım aldığı nokta 1300 metre kazanımlı bir tırmanışın başlangıcı ve parkurun en sıcak noktası olarak görülse de aldığı su ve buz  sıralamayı değiştirmeyebilirdi. Sorun şu ki, bunun olup olmayacağını kimse kesin olarak bilemez. Bir muz veya jel alsaydı ya da çorba içseydi değişir miydi? Bir değil iki yerde izinsiz destek alsa etkiler miydi? Bunun ölçüsü, birimi ne olmalı? Ceza ne zaman başlamalı? Kurallarda belirtilmemesine rağmen zaman cezası hangi uzunlukta olmalı, yarım saat mi, 3 saat mi? Neye göre, kime göre? 
Ayrıca daha sonra bir noktada su alacağını bilerek az su taşımanın avantaj olduğu söylenebilir. (Diskalifiye kararı sonrası yarışı birinci bitiren Jeff Browning yarış sonrası röportajında yanında ek olarak filtreli bir matara taşıdığını ve bu bölümdeki derelerden geçerken doldurup suyu arıtarak içtiğini söyledi.)
İlki 1992'de yapılan yarışta şu ana kadar diskalifiye edilen ilk ismin Thevenard olması başka bir tartışma. (Bu sene fırtına yüzünden yolu kaybedip bir yerde kestirmeden giden başka bir koşucu daha diskalifiye edildi ve bu da tarihteki ikinci diskalifiye oldu.) Bunca yıldır koşan herkesin hiçbir kuralı ihlal etmediğini düşünmek zor ama bu da bence geçerli bir bahane olamaz. Örnek çok güzel olmasa da, bu durum yakalanan bir hırsızın, başkaları da hırsızlık yaparken neden sadece beni yakaladınız demesine benziyor. Gönül ister ki hepsi yakalansın ama yakalandıktan sonra bu geçerli bir savunma olamaz. 
Yarışı birinci bitiren Jeff Browning. Foto: Brandon Mathis
Tabii akla gelen başka bir nokta daha var. Arka sıralardaki biri aynı şeyi yapsa görülmeyebilir veya fotoğraflanmayabilirdi. Ya da görülse bile belki yarış direktörüne bildirilmezdi. Bu haksızlık değil mi? Bence kurallar herkes için eşit şekilde uygulanmalı, burası net. Fakat daha önce başka birkaç yazımda da belirttiğim gibi gerçek hayatta işler böyle yürümüyor, ön sıralarda koşanlar göz önünde oldukları için bazı şeylere iki kat daha fazla dikkat etmek zorundalar. Ben girdiğim her yarışın kendine özgü kurallarına elimden geldiğince dikkat ediyorum. Eğer ön sıralarda bitirme ihtimalim varsa iki kat daha fazla dikkat etmem gerektiğini biliyorum ve buna göre davranmaya çalışıyorum. 
Thevenard çok deneyimli bir koşucu. Ayrıca Hardrock 100'de ilk defa koşmuyor, 2016'da da koştu ve üçüncü oldu. Dolayısı ile kuralları iyi biliyor olması beklenir. Eğer destek ekibine oraya gelmelerini kendi söylediyse zaten söylenecek bir şey yok. Destek ekibi kendi başına böyle bir karar aldıysa bu daha talihsiz bir durum ama yine de destek ekibinin sorumluluğu koşucuda olduğu için sorumluluk kendisinde. Aslında burada küçük ama önemli bir detay daha var. Bahar aylarında yağan yağmurlar dolayısı ile Thevenard'a destek verdikleri bölgeye izinsiz girilmesi zaten yasakmış, dolayısı ile bu yasak da delinmiş. (Fotoğrafı çeken kişi izinle mi girmiş, işin orası muamma).
Bu konuda son bir not: "Yardım istasyonları dışında yardım almama" kuralının kökenini merak ediyorsanız onun da hikayesi 1980'lerde Western States 100 mil yarışını üç kez kazanan Jim King'e dayanıyor. Hatta bu sebeple o zamanlar buna Jim King kuralı denmiş. O yıllarda King'in üyesi olduğu kiliseden destek olmak için gelenler parkur boyunca sadece King'e özel 50'ye yakın mini istasyon hazırlamaya başlamışlar ve bu da haliyle büyük bir haksız rekabet yaratmış. Böylece kimsenin yardım istasyonu dışında yardım almaması kuralı birçok yarışta benimsenmiş ve bugüne kadar gelmiş. 
Son olarak gelelim kurallardaki "diskalifiye edilir" yerine "diskalifiye edilebilir" yazmasına. Bu durum kararı yarış direktörünün insiyatifine bırakıyor ki, ilk bakışta adaletsiz gibi görülse de bence olması gereken bir durum. Hayatın birçok alanında olduğu gibi bazen yazılı kuralları yorumlamak kaçınılmaz. Örnek olarak, diyelim koşarken geçtiğiniz köylerden birindeki köylüler bahçeden topladıkları üzümleri çıkarmış gelenlere üçer beşer veriyor. Her yiyen diskalifiye mi olmalı? Kuralda desteği kimden aldığınız ile ilgili bir ibare yok ve sonuçta bu da istasyon dışı destek değil mi? 
2015'te yarışı koşan Jamil Coury de buna benzer bir soru sordu. Yayınladığı videonun 14. dakikasında 2015'teki yarışın bitmesine 2 mil kala dereyi geçerken gönüllülerden biri elindeki birayı kendisine uzatıyor ve o da bir yudum alıp geri veriyor. Coury videoyu gösterip, "benim de geriye dönük olarak diskalifiye edilmem gerekir mi?" dedi. 
Bana sorarsanız kurallardaki "diskalifiye edilebilir" ibaresi tam da bu gibi durumlar için geçerli. Tweetin altında birçok yorum var, birçoğu yarışın bitmesine sadece iki mil kaldığı için gerekli olmadığını ya da Coury'nin zaten ön sıralarda olmadığı için önemsiz olduğunu söylemiş. Benim fikrim farklı. Bence diskalifiye edilmemeli çünkü üzüm ve bira örneklerinin Thevenard'ın durumu ile temel birkaç farkı var. Thevenard'ın durumunda ona yardım veren kendi destek ekibi ve amaçları sadece ona destek olmak. Diğer koşucular bu destekten faydalanamıyor. Öteki örneklerde oradaki kişi gelen herkese (ya da birçoğuna) o teklifi sunuyor. Burada yarış sırasında şans eseri karşılaşabileceğiniz ve tesadüfe dayalı bir durum söz konusu. Thevenard'ın durumunda ise önceden planlanmış (kendisi veya ekibi tarafından) bir durum görülüyor, dolayısı ile tesadüften bahsetmek mümkün değil. Siz bu konuda ne düşüyorsunuz bilmem ama eğer ben yarış direktörü olsam değerlendirmemi yaparken bu farkı da göz önünde tutardım.  
Sonuç olarak bunlar çok yönlü ve her açıdan değerlendirilmesi gereken kararlar. Açıkçası bu kararı yarış devam ederken almak ve doğru olarak değerlendirmek hiç kolay değil. Alınacak ve alınmayacak tüm kararların birileri tarafından eleştirileceği de kesin. Yarış kurallarının kira sözleşmesi gibi olmasını herhalde kimse istemez ama hem yazarken hem de okurken oldukça dikkat etmemiz gerektiği görülüyor. Bence bu olaydan koşucular, destek verenler ve organizatörler açısından alınması gereken birçok ders var.

GÜNCELLEME: Bu yazıyı yayınladıktan sonra yarış direktörü Garland, diskalifiye olan Thevenard ve fotoğrafı çeken kişi ile yarıştan sonra gerçekleştirilen soru cevaplar yayınlandı. Verilen cevaplar bu yazıdaki bilgilerle çelişmiyor, tersine önceki bilgileri destekliyor. Sadece birkaç detay ile karanlıkta kalan bazı noktalara ışık tutuyor. Konunun bütünlüğünün sağlanması için yarıştan sonra bu karar ile ilgili değerlendirmelerini aşağıda özetliyorum. Orijinalini okumak isteyenler burada bulabilirler.

Yarış Direktörü Garland, kendisine bu bilgi verilir verilmez 92. km'deki bir sonraki istasyona giderek Thenevard'ı karşıladığını fakat aralarında dil sorunu olduğunu, Fransızca bilen tercümanın gelmesini beklerken Thevenard istasyondan ayrıldığı için konuşamadıklarını söylüyor. Daha sonra tercümanı da alarak  110. km'deki istasyona giderek konuşuyorlar. Ne cevap verdiğini net olarak söylemiyor ama konuyu komite üyeleri ile değerlendirmek için geri döndükleri sırada Thevenard'ın ekibi kendisini arayarak verdikleri bazı cevapları değiştirmek ve tekrar konuşmak istiyorlar. Bunun üzerine son istasyona gidiyor ve burada Thevenard ve ekibi ile yine tercüman aracılığı ile 15-20 dakikalık detaylı bir görüşme yapıyor. Bu görüşmede daha önce verdikleri cevapların oldukça değiştiğini, yardım aldığını kabul ettiğini ama bunun cezasının diskalifiye olmaması gerektiğini söylediğini belirtiyor.

Bunun üzerine kendisine iki seçenek sunuluyor:  Ya o noktada yarışı bırakabileceği ya da parkuru tamamlayabileceği ama resmi bir finisher kabul edilmeyeceği. Thevenard bırakmayı ve araba ile ayrılmayı seçiyor. Yarış tarihindeki ilk diskalifiye olması ile ilgili de, kendilerine fotoğrafla birlikte sunulan bu kanıt sonrasında bu konuda bir değerlendirme yapmak zorunda olduklarını belirtiyor.

Thenevard ile yapılan söyleşide, yardım almaması gereken yerde yardım aldığını kabul ediyor ama bunun cezasının 1 saat gibi bir zaman cezası olması gerektiğini tekrarlıyor. Bütün emeğinin bir anlık bir hata sonucu gitmesinin haksızlık olduğunu söylüyor.  Söyledikleri arasında ilginç bir not var. 11. mildeki ilk büyük zirveden sonra parkurda karşılaştıkları bir kadının herkese şeker verdiğini söylüyor ve bunun da istasyon dışı yardım olması gerektiğini belirtip kim bilir kaç kişi bu şekerlerden aldı diyor. (bkz. yukarıdaki üzüm ve bira örneği). Avrupa'daki yarışlarda buna en fazla 1 saat ceza verilir diyor ve bunu planlamadığını söylüyor.

Fotoğrafı çeken ve bunu yarış direktörüne bildiren Tony Russ'un hikayesi ise daha ilginç. Lider koşucuyu görmek için arabasını parkurun belli bir noktasına park ettikten sonra köpekleri ile birlikte parkura çıkıyor ve lideri beklemeye başlıyor. Thevenard geldikten sonra lideri gördüğü için heyecan duyuyor ve bir süre köpekleri ile birlikte uzak bir mesafeden arkasından yürüyüp fotoğraf çekiyor. Kendi arabasını park ettiği yere geldiklerinde Thevenard'ın ekibinden destek aldığını görüyor ve bunun normal olmadığını düşünerek yine fotoğraf çekiyor. Bunu gizli yapmadığını ve köpekleri havladığı için onun orada olduğunu gördüklerini söylüyor. Thevenard'ın ne kadar zaman destek aldığı sorulduğunda 3-4 dakika kadar diyor. Perrier marka su gördüğünü ve görebildiği kadarı ile ekibin Thevenard'ın çantasıyla uğraştığını söylüyor.

Ardından fotoğrafları bir arkadaşına gönderiyor ve kurallara bakıp buna izin verilip verilmediğine bakmasını söylüyor. Daha sonra da fikrini aldığı kişilerin tavsiyesi ile fotoğrafları yarış direktörüne göndermeye karar veriyor. 

5 yorum:

  1. Yarış direktörünün böyle tanınmış bir koşucuyu diskalifiye ederken çok zorlandığına eminim ancak elit atletlerin kuralı bilmeme lüksü (ya da kız arkadaşıyla sohbet ederken bir yudum su ve biraz buz alma lüksü) maalesef yok. Bu arada iddaası olmayan bir yaş grubu sporcusunun benzer bir durumda yarışta kalacağına da neredeyse adım kadar eminim.

    YanıtlaSil
  2. güzel yazı.. diskalifiye bence ağır bir ceza ama haklı bir karar bu durumda.

    YanıtlaSil
  3. Aykut abi. Şahane bir yazı ve derleme olmuş.. Hislerime tercüman oldun.. Fb'ta bile biz birkaç kisi birbirimize girdik karar doğru muydu degil miydi diye.. Bu tartismalarin olmasini cok saglikli buluyorum, gelecekte bizde de benzer vakalarla karsilastigimizda organizasyon direktörleri sert ve herkesi memnun etmeyecek kararlar alabilmelidir! Bu tip olaylar bizde de yasanmiyor mu? Tabii ki yasaniyor.. O halde darisi bizim basimiza! Kalemine saglik.. Cok sevgiler...

    YanıtlaSil
  4. Diskalifiye olması için en geçerli sebep : ilk önce kuralları çiğnediğini ve yardım aldığını reddetmesi , kanıtlar gösterilince kabul etmesi.Bu çok ikiyüzlüce bir davranış ve kesinlikle kazanmayı haketmemiş bence.Amatör bir sporcudan beklenen sadece bedensel bir sonuç değil , aynı zamanda ruhen saflıktır.

    YanıtlaSil
  5. Yorumuna bende tamamen katılıyorum. Güzel yazı

    YanıtlaSil