4 Temmuz 2017 Salı

“Ultra Kitap” Raporu

Bu sayfalarda daha önce onlarca yarış raporu yazdım. Bu defa ilk kez bir "kitap raporu" yazıyorum.

2015 başından itibaren üzerinde çalıştığım kitap projesini sonunda tamamladım. Uzun mesafe koşu ve ultramaratonlar konusunda bir kılavuz olmasını ümit ettiğim "Ultra Kitap", bu sporla ilgili çeşitli konularda bilgi sağlamanın yanı sıra, uzun mesafelerdeki koşu yarışlarına hazırlanmak isteyenler için antrenmanlardan malzeme seçimine, yaşanabilecek sorunlardan yarış stratejilerine kadar çok farklı konulardaki sorulara ışık tutmayı amaçlıyor. Ayrıca koşmayanlara bizlerin bu sporu neden yaptığımız konusunda bilgi vermeyi hedefliyor. 

Kitabın içeriğini, neden ve nasıl ortaya çıktığını, kimlerin katkısı ile son halini aldığını merak ediyorsanız aşağıda başlıklar altında bulabilirsiniz.



NEDEN?

Bu kitap neden ortaya çıktı? Böyle bir şeye gerek var mıydı? 

Spor kültürü gelişmiş olan ülkelerle kıyaslandığında Türkiye’de uzun mesafe koşu yarışlarının geçmişi çok yeni. Batı Avrupa ve Kuzey Amerika bir tarafa, Yunanistan başta olmak üzere komşumuz olan Balkan ülkelerinde bile uzun mesafe ve ultramaraton yarışlarının tarihi 30-40 yıl geriye kadar gidiyor. Özellikle 2010’dan sonra keşfetmeye başladığımız bu sporda son 3-4 yılda hem yarış sayısında büyük artış yaşandı hem de organizasyon kalitesi dünya standartlarında olan yarışlara sahip olmaya başladık.

2017 yılında maraton üzerindeki mesafelerde 25’den fazla yarışı takvimde görüyoruz. Koşan sayısı da özellikle son birkaç yıldır katlanarak artıyor. Ancak bu spor hakkında bilgi edinmek isteyenler için bir Türkçe kaynak sıkıntısı olduğu çok açık. Bu spora başlamak isteyenler nereden başlayacaklarını bilemezken, koşanlar ise yaptıkları sporu ailelerine ve çevrelerine anlatmakta zorlanıyorlar. Bunları nereden biliyorum? Çünkü her ikisini de kendim yaşadım.

Peki internette hiç Türkçe kaynak yok mu? Geri dönüp baktığımda, son 7 yılda başta kendi sitem ve Koşu Gazetesi olmak üzere, çeşitli yerlerde koşu üzerine bazıları 10 bin kelimeye yaklaşan 100’den fazla yazı yazdığımı görüyorum. Bunlar önceleri beni bu spor üzerinde araştırma ve sorgulama yapmaya zorlayan ve kendi gelişimimi dürüstçe değerlendirmemi sağlayan yazılardı. Ancak aradan geçen zaman içinde gelen geri bildirimler vasıtası ile bunların yeni başlayanlara da oldukça faydalı olduğunu anladım. Bu da devam ettirmek için motivasyonumu arttırdı.

Böylece özellikle son 5 yıl içinde koşu üzerine bilgi ve tecrübelerini çeşitli ortamlarda düzenli yazılarla paylaşan az sayıdaki arkadaşlarımızla birlikte az da olsa bir Türkçe kaynak oluşmaya başladı ve özellikle “yarış raporu” gibi kavramlar yerli yerine oturdu. Ancak her şeye rağmen, benimkiler de dahil olmak üzere, tüm bu yazılar bir yapbozun parçaları gibiydi. İşin bütününü görmek için her bir parçayı çeşitli yerlerden toplamanız ve daha sonra bunları doğru şekilde bir araya getirmeniz gerekiyordu. İnternetteki bilgi kirliliğini de düşündüğünüzde, ihtiyaç duyan birinin doğru ve bütün olarak bilgiye ulaşması çok zordu.

İşte bu sebeplerden dolayı 2014 yılının sonlarına doğru bu spor hakkında kafalardaki birçok soruya ışık tutabilecek bir kılavuz oluşturma fikri kafamda belirdi. Koşanların iyi bildiği gibi bizler hayatımızdaki birçok önemli kararı koşu sırasında alırız çünkü koşarken zihin berraklaşır ve olaylara normal zamanda bakamadığınız pencerelerden bakabilirsiniz. Ben de artıları ve eksileri ile koşarken bu fikri değerlendirdim. Sonuçta kitap fikri "koşu testi"ni geçti ve denemeye değer buldum.   

NASIL?

2015’in ilk aylarında birkaç defa klavye başına oturdum ve bir yerlerden başlayıp bir taslak yazmaya çalıştım ama açıkçası işin boyutu gözümü korkuttu ve geri adım attım. Daha önce çok uzun blog yazıları ve yarış raporları yazmış olsam da bu tamamen farklı bir işti. Hani daha önce en çok 5-10 km koşan birinin 100 km üzerinde bir yarış koşmaya çalıştığını düşünün. İşte hissettiğim şey aynı böyle bir duyguydu. Denklemde çok fazla bilinmeyen vardı ve bunları azaltmam gerekiyordu. Tıpkı bir koşu yarışına hazırlanır gibi araştırmalı, doğru yöntemi öğrenip planlamalı ve ardından da uygulamaya koymalıydım.

Böylece yazma işini bir kenara bıraktım ve araştırıp öğrenmeye odaklandım. İlk işim kitap yazma konusundaki kitapları okumaya başlamak oldu. Sonra konu hakkında farklı mecralardan bilgi edindim. Okuyup araştırdıkça kafamda birçok soru netleşmeye başladı. İşin boyutu hala büyüktü ve zor gözüküyordu ama artık bir yol haritası oluşturabilecek kadar bilgi sahibiydim. Nereden ve nasıl başlamam gerektiğini biliyordum.

İlk taslak için kitabın ana ve alt bölümlerini belirledim. İlerleyen zamanda bunlara bazı eklemeler yapacak olsam da, bu ilk taslak çok büyük oranda aynı kaldı. Uzun mesafeleri koşabilmenin temel kurallarından biri mesafeyi beyninizin hazmedebileceği parçalara bölmektir. Böylece sadece içinde olduğunuz bölüme odaklanarak mesafenin altında ezilmekten kurtulursunuz. Kitabın bölümlerini belirlemek tam olarak bu etkiyi yarattı. Sadece o an üzerinde çalıştığım bölüme odaklanarak geri kalan işin boyutunu düşünmeden devam edebildim. Öte yandan aynı uzun bir koşudaki gibi bazen gayet hızlı ilerlerken bazen de saatlerce klavye başında kilitlenip kaldım. Bu büyük bir problem değildi çünkü işaretleri takip ettiğim, yoldan çıkmadığım ve yavaş da olsa ilerlemeye devam ettiğim sürece bitiş noktasına ulaşacağımı biliyordum. Uzun mesafeleri koşmak bana bunu öğretmişti.

Bu noktada koşan biri olmam bence önemli bir avantajdı. O an üzerinde çalıştığım bölüm hakkında yazmam gerekenleri koşarken kafamda kurgulayabiliyordum. En iyi fikirler de her zaman olduğu gibi koşarken aklıma geliyordu. Önemli olan bunları unutmadan yazıya aktarabilmekti! İşte bu sebeple okuyacağınız kitabın neredeyse yüzde 80’inin “koşarken yazıldığını” söylersem pek yanlış olmaz.


DESTEK

Bazen hızlı bazen yavaş devam eden bu süreç oldukça uzun sürdükten sonra 2016’nın bahar aylarında artık bir taslak haline ulaşmış ve fikir alma zamanı gelmişti. Böylece birçoğu ile Koşu Gazetesi'nde birlikte yazdığımız  Ilgaz Kuruyazıcı, Mert Derman, Caner Odabaşoğlu, Suna Altan, Ceren Hancıoğlu, Cenk Turan ve Kerem Yaman, Budak Timuralp ve Aykut Nurat gibi hem uzun koşmayı bilen hem de okuyup yazmayı seven arkadaşlarımın fikrini almak için taslağı kendilerine gönderdim. Eğer olmamışsa bana olmamış diyebilecek kişilerdi. Kendilerinden çok pozitif geri dönüşler oldu ve belirli noktalarda önerilerini paylaştılar.


Doğru yolda olduğum konusunda teyit aldıktan sonra bir sonraki aşamaya geçip bu ilk taslağı ilerletmem gerekiyordu. Öte yandan daha yolun sonuna uzun bir süre vardı ama bir taraftan da hiç bilgi sahibi olmadığım basım ve dağıtım gibi konuları araştırıp öğrenmeliydim. Böylece oldukça uzun sürecek bir okuma, yazma, düzeltme ve düzenleme döngüsü başladı. Sonunda içerik bakımından kitabın son versiyonuna yakın bir taslak ortaya çıktı (en azından o zaman öyle olduğunu zannediyordum!). Ardından daha ince detaylar üzerinde çalışma dönemi başladı.

Bundan sonraki aşama kitabın bir editör gözüyle okunması, her şey bittikten sonra ise kapaktan başlayıp tek tek tüm iç sayfalara kadar bir tasarımcının elinden geçmesi idi. Sıfırdan başlayıp bu aşamaya kadar getirdiğiniz kitabı “eti senin kemiği benim” diyerek birisine teslim etmek çok kolay değil. Neyi nasıl kesmek isteyeceğini, nereden ne çıkarıp eklemek isteyeceğini kestiremiyorsunuz. Üstelik bu bir roman değil, oldukça özel bir konuda yazılmış bir kitap. Kendisi bu dünyanın içinde olmayan birinin bu içeriği tam anlamı ile kavrayıp doğru önerilerde bulunmasını çok sağlıklı görmüyordum.

Ancak bu konuda çok şanslıydım ki taslağı okuyup çok beğenen arkadaşlarımdan Suna Altan işin editöryal kısmında, Kerem Yaman ise dizgi ve tasarım bölümünde tamamen gönüllü olarak yardımcı olmak istediklerini söylediler. Hem profesyonel hayatlarında bu işi yapıyorlardı, hem kendileri ultramaraton koşan ve bu sporu çok iyi bilen insanlardı, hem de ben onları iyi tanıyordum. Anlayacağınız daha iyi bir kombinasyon olamazdı.

Önce Suna ile birkaç ay çalıştık. Tüm kitabı ince şekilde okuyarak yorum ve önerilerini gönderdi. Bunun üstünde çalışıp değerlendirmeleri yaptık. Sonra tekrar tekrar okuduk, tekrar düzelttik, okuduk, düzenledik. Ta ki içimize sinene kadar. 300 sayfalık bir kitapta bir yerde yaptığınız değişiklik bambaşka bir yere doğrudan etki edebiliyor. Bu yüzden bu çok uzun zaman alan bir süreç. Bu aşamada çok deneyimli ultramaratoncu arkadaşlarım Cenk Turan, Serkan Girgin ve Sertan Girgin de bana çok yardımcı oldular. Cenk kitabı taslak aşamasından itibaren birkaç defa okuyarak gözümüzden kaçan çok önemli noktaları yakaladı, ne zaman bir konuda fikrini sorsam vakit ayırıp en ince detaylara kadar indi ve sürekli pozitif enerji ile destek oldu. Sertan ve Serkan ise kitabın son okumasını yaparak tecrübeleri ışığında çok yerinde tespitler yaptılar ve bu sayede içerik son halini aldı.
  
İşin idari kısmında ise yine çok önemli kişilerin desteğini aldım. Projeden bahsettiğim ilk andan itibaren Salomon ve Suunto’nun da bağlı olduğu Amer Sports İş Geliştirme Müdürü Ceylan Ateş en büyük desteği sundu. Daha ilk taslak aşamasından itibaren bu işi yapabileceğim konusunda bana güvendi. Salomon Cappadocia Ultra Trail’i organize eden Argeus Travel’ın sahibi Aydın Ayhan Güney de aynı şekilde her zaman projeye destek oldu. Tüm isimleri kitapta bulabilirsiniz ama değerli katkılarından dolayı Salomon Türkiye dağıtımcısı Olgarlar Ailesine, Salomon Marka Müdürü Orçun Kutluad, Suunto Türkiye Marka Müdürü Deniz Ada, Argeus Travel’dan Koray Bozunoğulları ve Salomon Türkiye takım arkadaşlarıma bir kez de buradan teşekkür etmek isterim. Çok önemli bir teşekkür de fotoğraflarını kullanmama izin veren fotoğrafçı arkadaşlara. 

Bu aşamaya geldiğimizde daha oldukça çok iş vardı. Öncelikle içeriğin en iyi bir şekilde okuyucuya sunulması ve kaliteli bir matbaa belirlenmesi konusu vardı ki, bu da Kerem’in uzmanlık alanı idi. Kitabın basım ve tasarım aşamasını planlarken birkaç şeyi düşündük. Öncelikle kitaptaki içerik okuyucunun hem rahat hem de zevk alarak okuyabileceği bir şekilde sunulmalıydı. Öte yandan kağıt, kapak, baskı ve ciltleme gibi faktörler üst kalitede olmalıydı. 

Uzun mesafeleri koşma sürecinin çok çeşitli zorlukları var. Bu spor en basitinden süreklilik, özveri, disiplin ve kararlılık gerektiriyor. Kısacası bu sporu yaparken başarılı olmak istiyorsak sadece bir yönünü değil, yaptığımız her şeyi özen göstererek yapmak durumundayız. Dolayısı ile bu kitabın da her yönüyle bunu yansıtması gerektiğine inandık. Ancak bu şekilde okuyucunun kitapla tam bir bağ kurabilmesi mümkün olabilirdi. Tüm bu konularda Kerem'in tecrübesi ve ustalığı bize ışık tuttu. Türkiye’nin en kaliteli matbaalarından birinde basılan kitabı elinize aldığınızda bu özeni hissedeceğinizi umuyorum.

İÇERİK ve HEDEF KİTLE

Önce içerik ile ilgili bazı sayılar:
310 sayfa
8 Ana Başlık
72 Alt Başlık
58,565 bin kelime
438,365 karakter

Ultra Kitap'ın içeriğini planlarken önceliğim bunun uzun mesafeleri koşmak isteyen birisine A'dan Z'ye bilgi verebilecek bir kaynak olması idi. Bu kitap bir biyografi değil. Benim neyi nasıl yaptığımdan çok, sizin neyi nasıl yapabileceğinize odaklanıyor. Kitabın içinde tabii ki kendi deneyimlerimden bahsediyorum ancak bunlar ağırlıklı olarak yaptığım hataları içeriyor. Böylece yeni başlayan birisinin bu hataları çok daha aza indirgeyerek ilerleyebileceğini düşünüyorum. Sadece kitabın sonundaki Spartathlon bölümü ilk bakışta doğrudan benimle bağlantılı görülebilir. Bu bölümü de kitapta bahsedilen birçok konuyu içerdiği için okuyucuya hem uygulamada bir örnek olabileceği hem de kendi hedeflerini gerçekleştirmek için ilham verebileceği düşüncesi ile eklemeyi doğru buldum.


İçerik için resimlerin üzerine tıklayabilirsiniz. 

Yine içeriği belirlerken bunun bu konudaki ilk Türkçe referans kitabı olduğu gerçeğini akılda tutarak yeni başlayanların da rahatça takip edebilecekleri bir formatta olmasına önem verdim. Bu kitabı sadece uzun mesafeleri koşmak isteyenlerin değil, her mesafedeki koşucuların ve bu spor hakkında bilgi sahibi olmak isteyenlerin zevk alarak okuyabileceğini düşünüyorum.

Öte yandan kitabın belli bir tecrübe seviyesindeki koşuculara hitap edecek olmasına da özen gösterildi. Malzeme seçiminden yaşanabilecek sorunlara ve bunların çözümlerine, yarış öncesi hazırlık aşamasından yarış stratejilerine kadar çok sayıda konuyu oldukça detaylı şekilde ele alan bir kitap görecek ve umuyorum ki kendi tecrübenize göre birçok faydalı bilgi bulabileceksiniz. 

Ayrıca ailenize ve yakın çevrenize yaptığınız sporun içeriğini ve belki daha önemlisi bunu neden yaptığınızı anlatmakta zorlanıyorsanız Ultra Kitap'ın bu konuda da oldukça faydalı olacağını düşünüyorum. Bizler koşmanın sadece koşmaktan ibaret olmadığını, bunun tüm hayatımıza birçok pozitif etkisi olan bir uğraş olduğunu iyi biliyoruz. Koşmayan birisinin de bu kitabı okuduğunda bu sporun ne kadar çok farklı bileşenden meydana geldiğini anlayacağını ve bizlerin neden koştuğu konusunda fikir sahibi olacağını düşünüyorum. 

NEREDE BULABİLİRİM, NASIL DESTEK OLABİLİRİM? 

Kitabı bugünden itibaren online satış sitelerinde bulabilirsiniz. (D&R - İdefix - Kitapyurdu - Pandora). Ayrıca çeşitli büyük kitapçılarda da bulma şansınız olacak. Ancak konuştuğum tüm kitapçılar spor kitapları az ilgi gördüğünü söylüyorlar. Bu yüzden kitapçınızdan isim ve ISBN no ile talep ederseniz getireceklerdir. (ISBN: 9786056734601). 

Bunun dışında bugünden itibaren Beşiktaş iskelesine birkaç dakikalık yürüme mesafesindeki Minoa Kitabevi'nde kitabı bulabilirsiniz. Ayrıca koşu üzerine çeşitli organizasyonlarda ve yarışlarda da kitaba ulaşabileceksiniz. Daha fazla bilgi için ilerleyen günlerde sosyal medyada özellikle bu adresten yapacağım bilgilendirmeleri takip edebilirsiniz.

Kitabı okuyup bu sporun Türkiye'de sağlıklı şekilde gelişmesi için faydalı olduğuna inanır, koşan ve koşmaya başlamak isteyenlere yardımcı olacağını düşünürseniz hem gerçek hayatta hem de sosyal medyada yorumlarınızla paylaşmanız benim için en büyük destek olacaktır. Bu konuda sizlerin desteğine ihtiyacımız var. Teşekkürler ve iyi okumalar! 

SON OLARAK...

Bu kitabın hayatımda çok önemli bir yer tuttuğunu söylemem gerekiyor. Son 2.5 yılda zamanımın önemli bir bölümünü işgal etti ve üzerinde çalışmadığım zamanlarda bile sürekli kafamın bir köşesindeydi. Bu sürenin büyük bölümünde zevkle araştırdım, öğrendim ve yazdım ama itiraf etmem gerekiyor ki çok zorlandığım zamanlar da oldu. Hiçbir zaman sonunu getiremeyeceğimi düşünmedim ama bazen kontrolüm dışında gelişen olaylarla istediğim gibi sonuçlanmayacağını düşündüğüm anlar oldu. Bu gibi zamanlarda devam etmek için bana motivasyon sağlayan şey koşmanın bana öğrettikleri oldu. Elinden geleni yap, asla ümidini kaybetme ve hangi hızda olursa olsun ilerlemeye devam et. İşler sürekli kötüye doğru gitmez, eğer direnç gösterebilirsen bir yerden sonra yoluna girmeye başlayacaktır. Sonunda gerçekten de böyle oldu ve her yönüyle gerçekten içime sinen bir sonuç ortaya çıktı. Koşmaya başladığım yıllarda herhangi bir konuda kitap yazabileceğimi aklımdan bile geçiremezdim. Dolayısı ile benim açımdan bakınca, koşmanın bir insana katabileceği sayısız olumlu faktöre en büyük örnek bu kitabın kendisidir.

Koşmak demişken… Bu sporu yaşam biçimi haline getirmiş biri olarak önümüze koyduğumuz hedeflere ve bunları gerçekleştirmek için verdiğimiz emeğe büyük önem veriyorum. Bundan önce olduğu gibi bundan sonra da kendime koyduğum hedefleri gerçekleştirmek için elimden geleni yapacağımdan kuşkum yok. Öte yandan hayatın sürprizlerle dolu olduğunu da biliyorum. Daha uzun yıllar koşmayı hayal etsem de yarının neler getireceğini bilmek mümkün değil. İşte bu yüzden arkamda birilerine faydası dokunabilecek kalıcı bir kaynak bırakacak olmaktan dolayı son derece mutluyum. Bu gerçekten başka bir şeye benzemeyen farklı bir duygu. Eğer bu kitabı okuyan bir kişi bile kafasındaki bazı sorulara cevap bulur, ilham alır ve hayallerini gerçekleştirmek için harekete geçmeye karar verirse benim için her şeye değmiş demektir.

Bu kitap içeriğinden tasarımına ve destek verenlere kadar hepsi kendi işlerini üst seviyede yapan insanların bana yardımcı olması ile ortaya çıktı. Ama bence en az onun kadar önemli olanı, bu kişilerin hepsinin istisnasız olarak bu sporun içinde olmaları idi. Dolayısı ile bu kitabın her yönüyle koşan ve koşturanlar tarafından meydana getirilmiş bir kitap olduğunu gururla söyleyebilirim. Kitabın her noktasında bunun izlerini görüp kendinize ait hissedeceğinizi ümit ediyorum.

Son olarak, kitabın sonunda da belirttiğim gibi, kitabın üstünde benim ismim yazıyor olsa da, bu sporun Türkiye’de belli bir aşamaya gelmesinde koşanlardan yarış düzenleyenlere, gönüllü olanlardan fotoğraf çekenlere kadar herkesin çok değerli katkısı var. Umuyorum ki Ultra Kitap beni değil bir parçası olmaktan gurur duyduğum bu topluluğu temsil edecek. Sizlerden sürekli bir şeyler öğrenip ilham almaya devam ediyorum. Hepinize teşekkürler.

12 yorum:

  1. Yüreği büyük, kalemi akılcı, beraber koşması eğlenceli sevgili Dostum; umuyorum deneyimlerin birçok amatöre ışık tutacak ve başlamak isteyecek koşuseverlere de ilham olacaktır. Ellerin dert görmesin. Bu ciddi ve özverili çaban ve cesaretin için seni yürekten kutluyor, gözlerinden öpüyorum. Sevgiyle kal...
    Utkuer YAŞAR

    YanıtlaSil
  2. Böyle değerli bir sporcunun yazdığı ve son derece değerli bilgilerle dolu olduğundan emin olduğum bu kitap pek çok kişi için yol gösterici olacaktır. Hemen bir tane edineceğim. Emeği geçen herkesin eline sağlık.Sevgiler
    Özhan Öztürk

    YanıtlaSil
  3. eline diline sağlık.. alkışlar...

    YanıtlaSil
  4. Seninle tanismis olmak güzel.
    Yüreğine ve zihnine sağlık.

    YanıtlaSil
  5. Tek kelime ile "SÜPER" :)

    Gönülden tebrik ederim :)

    YanıtlaSil
  6. Siz ne kadar harika bir insansınız! Ultra koşmak başlı başına bir özveri gerektirirken, bir de diğer insanalr yararlansın diye bir kaynak yaratmak, muhteşem bir düşünce gerçekten. Tebrik ediyorum ve en kısa zamanda edineceğim. Böylesi güzel işleri en başta biz desteklemeliyiz.

    YanıtlaSil
  7. Elinize sağlık. Bu alanda (Ultramaraton) yayınlanmış ilk eser yanılmıyorsam. Sporculara faydalı olacağına inanıyorum. Tebrikler.
    Ali Tunç Niğde BESYO Atletizm öğretim görevlisi

    YanıtlaSil
  8. Daha önce doyumsuz yazılarınızı okumuştum.Kitap haberi benim için bu gecenin en güzel sürprizi oldu.şimdi D/Rdan sipariş verceğim..Sizin emek vererek yaptığınız iş mutlaka iyi olmuştur,kaleminize,yüreğinize sağlık..Kaleminizin tükenmemesi dileklerimle...

    YanıtlaSil
  9. Çok değerli bir kitap, deneyimlerinizi ve bilgilerinizi samimi bir şekilde bizimle paylaştığınız için teşekkürler. Dayanıklılık sporları ile ilgilenen herkese hitap ettiğini düşünüyorum. Elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  10. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  11. Merhaba dostlar. Nefis bir kitap bitirmenin sevincindeyim.Sayın Aykut Çelikbaş' a binlerce teşekkürler.

    Ultrakitap bir başucu eseri. Tam bir klavuz metin. Üstelik müthiş bir görselliği var. Okuması da bakması da çok zevkli. Neşeli bir üslupla kaleme alınmış. Tecrübeden damıtılıp, düşünülüp, üstünde çok çok çalışılmış.

    Koşu odaklı ama aslında bir hayat felsefesinin sunumu olmuş. Aralardaki nefis özlü sözler motto olacak kıvamda. Maraton, ultra maraton koşmasanız, hatta hiç koşmasanız bile size bir şeyler katıyor. Mücadele ruhu, kendini geliştirme azmi veriyor. Tebrikler.

    Bir gün koşu maceranızı daha ileri bir noktaya taşımayı düşünüyorsanız bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm. Hazırlık için sizi aydınlatacağına kesinlikle eminim. Ultramaraton koşmak için böyle kıymetli Türkçe bir kaynak sunulmasından gurur duyuyorum.

    Aykut Çelikbaş müthiş bir adam. Hiç tanışmadık ama bir gün karşılaşmayı diliyorum. Kitabı kesinlikle kişisel bir övünme değil. Size samimiyetle ve alçakgönülülükle yol gösteriyor.

    Hiç durmadan 246 kilometre koşmak inanın imkansız değil.Doğuştan fevkalade yetenekler de gerekmiyor. Sıradan, sokaktan biri de yapabilir. İşte kitaptan anladığım en önemli şey bu. Gayret, azim, sabır ve kararlılık.İlham verici. Sırf bunun için bile okumaya değer.

    Bu bir uzun koşu rehberi. Koşuya azıcık ilgiliyseniz teknik detaylardan da sıkılmıyorsunuz. Belki onbin koşup kusmazsınız ya da uygun bir fenere ihtiyacınız olmaz ama aslında dağarcığınıza eklenen bir yol bulma, çare üretme fikri. Ve buna hepimizin ihtiyacı var.

    Hazırlık için gösterilen antrenman programlarında da 50 k' dan azı yok. Şimdiden söylemeli :)

    Gönüllülük için ayrılan bölümde çok teşvik edici. Belki ultra koşamasam da gönüllü olup o havayı solumayı çok isterim :)

    Sunum elbet bazı sponsorlar sayesinde. Yine de rahat olsun reklam mantığıyla yazılmamış bir kitap.

    Bilhassa sponsorlara teşekkürler. 300 sayfalık, 1. hamur kağıda, renkli basım bir metni 25 lira okuyoruz. Emsalleri 40-50 lira fiyat atardı. Suunto' ya ya da Salomon' a sadece görsellerde rastlıyoruz. Tamamen profesyonel bir çalışma.

    Turuncu renk çok çok iyi bir seçim olmuş. Ekibi tebrik ediyorum. Kitabın adı da çok yakışmış.

    Sağlıcakla daha nice koşuya ve okumaya inşallah. Sevgiler, esenlikler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serkan Bey, bu detayli yorumunuz ve guzel sozleriniz icin tesekkurler. Kosu camiasi kucuk, eminim bir yerde yollarimiz kesisir. Bir gun sizinle tanismayi ben de cok isterim.

      Sil